Ülkücüler, sadece MHP’nin değil aynı zamanda Türk siyasi tarihine geçecek olan demokrasi ve hukuk mücadelesinde kelimenin tam anlamıyla destan yazıyorlar. 1 Kasım sonrası başlayan bu mücadelede, engelli bir maratonda koşarcasına Balgat’ın önlerine çıkardığı bütün engelleri bir bir aşıyorlar. Siyaset akademilerinde ders olarak okutulacak şekilde verilen bu demokrasi ve hukuk mücadelesi henüz nihai hedefe ulaşmamış olsa da birçok şeyi kanıtladı ve gerçekleştirdi bile. Mesela söz konusu mücadele en başta; MHP’nin birilerinin babasının çiftliği gibi yönetilemeyeceğini ve eninde sonunda Ülkücülerin buna rıza göstermeyeceğini kanıtladı. Bununla beraber bu destansı mücadele;

1-        Milliyetçilik ile demokrasi ikiz kardeştir anlayışının laftan ibaret olmadığını, Ülkücülerin demokrasi ve hukuka olan inanç ve bağlılığını,

2-        Ülkücülerin, Balgat Beyleri tarafından ters çevrilen ve reva görülen talihini kabullenmediğini ve bu talihi değiştirme isteğini,

3-        Ülkücülerin ülkenin kaderini değiştirebileceklerinin bilincinde olduğunu,

4-        Ülkücülerin, yüksek bir dava bilincine sahip olduğunu ve ülkülerini gerçekleştirmeyi ne kadar çok istediğini,

5-        Balgat’ın Türk milliyetçilerini narkoza çekme yeri  olma özelliğini büyük oranda yitirdiğini,

6-        Olağanüstü kurultayın toplumsal bir beklenti haline gelmesi hasebiyle de  MHP’nin bir sahibinin de yüce Türk milletinin olduğunu,

7-        Kamuoyunun değişimi büyük bir umutla arzu etmesinin MHP’deki sorunun Türk milliyetçiliği fikri değil, Türk milliyetçiliği gibi bütün Turan coğrafyasına hitap eden bir fikri dar bir çerçeveye sığdırmaya çalışanlar olduğunu kanıtladı ve 1. 2. 3. ve 6. Maddeyi Ülkücülerin ve MHP’nin meziyetleri olarak perçinledi. 

Mevcut MHP yönetiminin başından beri uyguladığı baskı, tehdit, itham stratejisizliği bu zamana kadar hiçbir sonuç vermediği gibi, değişim hareketine olan desteği daha da güçlendirdi. Ekranlara çıkardıkları isimler ise, MHP adına MHP’yi rezil etmekten başka bir işe yaramadılar.  Balgat'ın, 19 Haziran'da yapılacak olan ve Yargıtay kararı ile de '' zorunlu '' hale gelmiş olan tüzük kurultayına karşı akıl ve mantık dışı tavrı da, bugüne kadar olduğu gibi kendilerine tepkiden başka bir şey kazandırmadı. Sürecin mevcut MHP yönetimi açısından da kanıtladıkları yok mu? Elbette var ama ben mübarek ramazan ayının manevi ikliminde olmamızdan mütevellit bu konuya girmek istemiyorum. Belki bilahare, başka bir yazıda değiniriz bu konuya.

Peki Ülkücü Hareketi harekete geçiren bu destansı değişim mücadelesinin, henüz kurultay dahi olmadan  gerçekleştirdiği şey ne? Değişim hareketi  daha değişimi gerçekleştirmeden MHP’nin iktidar yürüyüşünü başlattı. Partinin adındaki ‘’Hareket‘’ ifadesi, uzun bir aradan sonra ilk kez anlamını yaşar hale geldi. Bu engel tanımayan eşsiz demokrasi ve hukuk mücadelesinin mimarları; başta, kendilerine biçilen kefeni yırtıp atarak değişimden yana müthiş bir reaksiyon gösteren Ülkücü taban, bedel ödemeyi göze alarak Ülkücü tabanın feryadına kayıtsız kalmayan delegelerimiz ve genel başkan adayı olarak ortaya çıkan hareketimizin değerli şahsiyetleridir. Hepsi, Ülkücü Hareket ve Türkiye için dönüm noktası olacak olan bu sürecin, kahramanlarıdır. Emin olun ki bu destan;  Türk milleti için Ergenekon adlı yurttan çıkışın, 19 Mayıs’ta yakılan kurtuluş ateşinin işlevini görecektir. Türk milleti için destanları, tarihin her döneminde olduğu gibi yine Türk milliyetçileri yazmaktadır ve yazacaktır.  Şimdi ise Ülkücü Türk milliyetçilerine yazmakta olduğu bu destanda yeni bir görev düşmektedir. O da, Balgat’ın tehditlerine ve saçmalama abidesi söylemlerine bu zamana kadar olduğu gibi aldırış etmeden, destanın nişanlarından biri olacak olan 19 Haziran’daki tüzük kurultayına yüksek bir katılım sağlayarak, hakkına ve partisine bir kez daha sahip çıkmak, demokrasi ve hukuk mücadelesine yeni bir katkı sağlamaktır. Elbette ki burada en önemli görev delegelerimize düşmektedir. 

Delegelerimiz, hareketin ve ülkemizin kaderinin ellerinde olduğunu asla unutmadan; ilk seçimde MHP’siz bir meclis hatta MHP’siz bir Türkiye oluşmaması için, MHP’siz Türkiye’nin yol açacağı Türk’süz Türkiye durumunun gerçekleşmemesi için, cumhuriyeti beka sorunundan kurtarmak  ve tek adam tehlikesini bertaraf etmek için,  ay yıldızlı bayrağımızın dalgalanmak için beklediği üç hilal rüzgarını estirmek, Yeniden Türkiye’yi kurabilmek ve Anadolu’nun dört bir yanında, Kerkük’ten Kırım’a, Tuna boylarından Doğu Türkistan’a, Kıbrıs’tan Orta Asya’nın kadim Türk yurtlarına kadar MHP’nin iktidarını gözleyenlerin hasretini dindirmek için 19 Haziran’daki tüzük kurultayına katılmalı ve değişimin ilk adımını atmalıdırlar. Öyle inanıyorum ve görüyorum ki; tarihimizin en buhranlı anlarında üzerine düşen görevi nice bedeller ödemek pahasına yerine getiren Türk milliyetçileri, bu tarihi fırsatı tepmeyecektir. Değişimi, bedel ödemeyi göze alabilenler gerçekleştirecekse, Türk milliyetçileri o bedeli ödemiştir ve daha ne kadar bedel ödenmesi gerekiyorsa ödeyecektir. Zira  Türk milliyetçileri ne MHP’nin AKP potası içinde eritilmesine ne de BOP uğruna Türkiye’nin küresel güçlerin uydusu haline gelmesine izin veremez! Ey Ülkücü iradenin temsilcisi büyük kongre delegeleri; 14 yıldır BOP’cu AKP’nin hiçbir oyununu bozamayan Balgat’ı, bundan sonra yanlış hesaba Bağdat yapmak için 19 Haziran’da tüzük kurultayında ol. Kurultaydaki varlığınız, Türklük için, Türkiye için, Türk ve İslam Dünyası için olacaktır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.