Altay atları Altay bölgesinde yaşayan yabani atlara verilen isimdir. Bu atlar Altay bölgesinin dağlık şartlarına ve çok sert kış ortamlarına uyum sağlamış bir türdür. Hayvancılık ve atçılık bu bölgelerde çok eski göçebe dönemlerden beri bilinmektedir. Altay bölgesinin tabiatı atçılık için çok uygun olup, her mevsim otlamarı ve rahat dolaşmaları için uygundur. Altay atları dağlık ortamlarda çalıştırılmaya alışkındırlar.

Altay atlarının dış özellikleri; boyları orta, gövdeleri uzun ve geniştir (1.7 m). Ayrıca oldukça güçlü yapıya ve bacaklara sahiptirler. Kafa yapısı orta büyüklükte olup etli boyunu uzun ve kalın yelelerle örtülür. Vücudunun düz ve yapılı güçlü bacaklara sahip olması dağ, taş ve tepeler için oldukça uygun ve kullanımda dayanıklılık sağlar. Ayak bilekleri ile toynaklarının birleştiği yerlerde uzun yeleleri vardır. Bu özelliği ise taşlı yollarda yük taşırken kaymamasını sağlar. Altay atlarını güzelleştiren diğer bir özelliği ise parlak ve uzun kuyruklarıdır. İlkbahar ve sonbaharda çok hızlı semiren bu atların kısrakları yaz aylarında 8-10 litreye kadar günlük süt vermektedirler. Ağırlık olarak yaklaşık 450- 490 kg, boy olarak da 1.45-1.50m kadar ulaşmaktadırlar.

Altay atlarının tür özellikleri; renk olarak siyah, sarı, kahve, gri, leopar veya kaplan desenlidirler. Ayrıca çok güçlü ve dayanıklılardır fakat boyları kısadır. Bu atların en büyük özellikleri başka tür ile karışmamaları ve temiz kan olarak devam etmeleridir.

Altay bölgesinde yaşanan ağır ve sert kış şartlarına olukça dayanıklı olan bu tür, sürü içinde de çok sakin ve uyumludurlar. En büyük özellikleri ise zor şartlarda ağır işlerde dayanıklı olmalarıdır.

Altay atlarının tarihi çok eski dönemlere dayanmaktadır. Sibirya’nın Tayga bölgesinin sert kış şartları zamanla bu türün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Altay bölgesinde yapılan arkeolojik kazılarda m.ö. 4-3 yüz yıllara ait at kalıntıları bulunmuştur. Bu bilgilere göre o dönemlerdeki atlar şimdikilerden daha büyük ve hacimli olduğu görülmektedir. Asil ve karışmamış bu tür artık çok az sayıda olup daha dağlıklı bölgelerde bulunmaktadırlar.

18 ve 19 uncu asırlarda bu türün daha geliştiği, işlevliğinin ve dayanıklılığının arttığı görülür. 20 asırdan itibaren de uzmanlar Altay atları üzerinde yoğun çalışmalar başlatmışlardır. 2000’lerde ise Altay’da yeni bir at türü oluşturulmuştur. Bu tür iri ve ağır Rus atları ile karışık olup et ve süt üretimi üzerine amaçlanmıştır ve adlarına “Cumuş atları” denilmektedir.

Yabani asil Altay atları günümüzde yok denecek kadar azalmıştır. Bu nedenle de Altaylılar günlük hayatlarında atları kullanmak için bu türü başka türlerle birleştirerek çoğaltmaya çalışmaktadırlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.