MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘’MHP ayıklanma ve arınma mevsimine giriyor ‘’ diyerek yine tarihe not düşmüştü. Zira, bir siyasi partinin kendi mensuplarından, üstelik partinin başarısızlığına tahammül etmiyorlar, partinin başarısı için irade gösteriyorlar, çözüm yolları ortaya koyuyorlar diye arınması siyaset tarihinde eşi benzeri olmayan bir husustur. Eğer bu durum icraata geçerse, söz konusu uygulama siyaset bilimine de katkı sağlayacak ve 21. Yüzyıl Makyavelizmine değer katacaktır. Öyle ki, 21. Yüzyıl Makyavelizminin ideologları olarak Devlet Bahçeli ve kurmayları tarihe geçse yeridir.

Balgat Dükalığının, ‘’küçük olsun benim olsun‘’ anlayışındaki muhteremleri, ayıklanma ve arınma operasyonu ile evvela genel başkan adaylarını ihraç etmeye planlıyorlar. Bunu başardıkları takdirde, sıra genel başkan adayları ile birlikte hareket edenlere, teşkilatta ve tabanda onlara destek verenlere gelecek. Bütün bunlar olurken, üstüne bir de olağanüstü kurultayın yapılmayacağının kesinleştiği varsayımını da ekleyelim. Peki bütün bunlardan sonra ne olacak? Olacak olan; Pirus Zaferi’nin dünya harp tarihinden sonra dünya siyasi tarihine de geçecek olmasıdır. Pirus Zaferi ile MHP’nin içinde bulunduğu durum arasında alaka kuramayanlar için kısaca değinecek olursak; Pirus, Roma'yı fethetmek isteyen bir Yunan Kralıdır ve her ne pahasına olursa olsun Roma'yı almak arzusuyla yanıp tutuşmaktadır. Nihayetinde iki ordu karşılaşır. Çok çetin ve kanlı bir savaş olur. Pirus, Roma ordusunu imha ederek savaşı kazanır ancak yanında sadece bir kaç asker kalmıştır. Koca savaş meydanında, hayatta kalan sadece 4-5 kişi. Pirus'un şöyle yakardığı söylenir: " Tanrım, bana bir daha böyle zafer verme! ’’ O gün bugündür tarih ilminde, yıkıcı sonuçları olan zaferler için PİRUS ZAFERİ tabiri kullanılır...

MHP’de olağanüstü kurultay gerçekleştiği takdirde buradan bir Pirus Zaferi çıkması söz konusu değildir. Eğer kurultay gerçekleşmez ve mevcut yönetim yerinde kalırsa, ayıklanma ve arınma düşüncelerinden de anlıyoruz ki Balgat Dükalığı bir Pirus Zaferi kazanacaktır! Genel Başkan adaylarını ayıklayacaksınız, iyi de bu isimler tabandan gelen baskı ve talep neticesinde genel başkan adayı olarak ortaya çıktılar, tabanı ne yapacaksınız? Zira bu mevcut genel başkan adayları ortaya çıkmasaydı, Ülkücü taban başka isim ya da isimleri bulur, genel başkan adayı yapardı! Ülkücü tabandan da arınırız diyorsanız ki zaten bu eğilimdesiniz, alın size Pirus Zaferi! Peki Pirus’a yaramayan zafer, Balgat Paşalarına yarayacak mıdır? En önemlisi ve korkuncu, böyle bir zaferin MHP’ye ve Ülkücü Hareket’e kaybettirecekleridir. Üzerinde dua bulunan, mazisinde şehidi ve gazisi bulunan bir harekete bu kötülüğü yapmanın vebalini kimse ödeyemez.

Bunları diyorum diye kimse MHP’de ayıklanma ve arınmaya karşı olduğumu sanmasın. MHP’de ayıklanma ve arınma gerçekten gerekli bir durumdur. Balgat Dükalığı’nın muhteremleri farkında değiller ama MHP zaten 1 Kasım'ın hemen sonrasında ayıklanma ve arınma mevsimine girmiştir. Bu mevsimin sonunda MHP, 14 yıldır MHP’ye % 20’yi aşmama hedefi koyanlardan, Salı’dan Salı’ya muhalefetçilik oynayanlardan, Balgat’ı Ülkücüleri narkoza çekme yeri, Ülkücülere üsten bakma yeri, Ülkücünün aklı ile dalga geçme yeri haline getirenlerden ve milliyetçiliği oyuncak haline getirmiş millet düşmanı AKP’nin potası içinde MHP’yi eritmeye çalışan asık suratlı Balgat Paşaları ile biatçılarından ayıklanacak, onların zihniyetinden arındırılacak ve yeniden Türkiye ve Türk Dünyası’na umut olacaktır.

Salı’dan Salı’ya muhalefetçilik oynayanlar derken, şu manidar hususa da değinmeden geçemeyeceğim; Devlet Bahçeli son grup toplantısında, Suriye'lilere vatandaşlık verilmesi hususunda herkesi “demokratik          itirazını”         göstermeye    çağırıyorum    dedi... Diyelim ki kamuoyu Bahçeli'nin çağrısına uydu ve söz konusu demokratik itirazı gösterdi. Erdoğan ve AKP İktidarı ise bu demokratik tepkiye karşı antidemokratik bir duruş sergiledi... Allah aşkına söyleyin, böyle bir durumda Devlet Bahçeli'nin AKP ve Erdoğan'a muhalefet yapmaya hakkı olur mu? Adama sormazlar mı, sen kendi partililerinden demokrasiyi esirgerken oluyor da, ben toplumdan esirgeyince mi olmuyor diye?

Siyasi partilerin kendi içerisinde göstermiş olduğu yönetim yaklaşımları; iktidar olduklarında ülkeyi yönetmede gösterecekleri yaklaşımların küçük ölçekli bir tezahürüdür! Bilmem anlatabildim mi?

Sıkça hatırlattığım bir gerçeği yine hatırlatayım sözlerimi noktalarken; her siyasi parti, kendi yalanını yutarken ÖLÜR!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cumhur 9 ay önce

Cok guzel bir yazi.devamini bekleriz