Ülkücü taban ve iradenin beyanına ve mahkemenin kararına rağmen mevcut MHP yönetimi olağanüstü kurultayı yapmamak için direnmeye devam ediyor.  MHP yönetimi, Balgat’taki iktidarlarını sürdürmek için, yeri geldiğinde antidemokratik ve gayrihukuki yollara başvurmayı öngören Makyavelist felsefeyi başarı ile uyguluyor. Balgat yönetiminin koltuklarında kalabilmek için bugüne kadar ortaya koyabildiği tek makul gerekçe, geleneğimizde olağanüstü kurultay yok söylemidir. Aslında bu da makul bir gerekçe değil ama Balgat cenahının başta genel başkan adayları olmak üzere, onlarla birlikte hareket ederek olağanüstü kurultay talebinde bulunan Ülkücülere itham edici, hakaret içerikli yaklaşımı düşünüldüğünde bu söylem makul bir kimlik kazanıyor. 

7 Haziran – 1 Kasım arasında tarihe geçecek nitelikte bir milli duruş sergileyen ama bu milli duruşun millete anlatılması noktasında aynı performansı sergilemeyen, söz konusu duruş üzerinden AKP’nin yandaş medyası, CHP’ye yakın medya ve cemaat medyasının MHP üzerinden negatif algı oluşturmasına seyirci kalarak MHP’yi AKP’nin tek başına iktidarına yol yapan mevcut MHP yönetiminin, şimdilerde de olağanüstü kurultay konusu ile ilgili göremediği, hesap etmediği bir şey var ki, o da MHP’de olağanüstü kurultayın gerçekleşmesinin, Milliyetçi-Ülkücü camiayı aşarak toplumsal bir beklenti hatta toplumsal bir umut haline gelmiş olmasıdır. Tıpkı Ülkücü camia gibi, kamuoyunun büyük bir bölümü dikkatle MHP’deki olağanüstü kurultay sürecini takip ediyor. Durum böyle olunca, Balgat yönetiminin kurultay isteyen partililere karşı antidemokratik ve gayrihukuki tutumunun etkileri de Ülkücü camiayı aşıyor ve Balgat’ın toplumda zaten olumsuz bir yere sahip olan imajını perçinliyor.

Gelinen noktada MHP’de olağanüstü kurultayın yapılması, başka bir açıdan da gerekli bir hale gelmiştir. Malum, muktedirlerin göstermesi gereken tutumu muhalifler, muhaliflerin göstermesi gereken tutumu ise muktedirler sergiliyor MHP’de. MHP Genel Merkezinin kurultay isteyenlere yönelik bugüne kadar takındığı akla ziyan tutumlar, MHP ve Ülkücü Hareketi bölünme sonucunu doğuracak bir kutuplaşmanın eşiğine itti. Bu kutuplaşma, olağanüstü kurultay gerçekleşmeden son bulmayacak. Ayrıca Sayın Bahçeli, olağanüstü kurultay gerçekleşmediği takdirde, 2018’deki olağan kurultayda tekrar seçilse bile daima Ülkücü camia içinde tartışılan bir genel başkan olacaktır. Genel Başkanı tartışmalı olan bir MHP’nin de bırakın iktidar olmasını, artık HDP’nin üzerine bile çıkabileceği meçhuldür.

MHP’de an itibariyle beş tane genel başkan adayı var. Bu genel başkan adayları ve onlarla beraber hareket eden Ülkücüler, değişimden yana olsalar da, olağanüstü kurultay yapılsın, Devlet Bey de aday olsun, tekrar seçilirse biz yine onun emrinde davamız için çalışmaya devam ederiz diyorlar. Peki ya olağanüstü kurultay gerçekleşmezse? O vakit, mevcut genel başkan adayları yeni parti kurmaz ama Ülkücü tabanda kaymalar ya da kitlesel anlamda köşeye çekilmeler gerçekleşecektir. MHP Genel Merkezinin despot yaklaşımı zaferle sonuçlanır ve kurultay gerçekleşmezse, bu durum, Ülkücülerin yılların verdiği umutsuzluk ve bıkkınlıkla seçimlerde sahaya çıkmamasına, hatta genel merkezin despot yaklaşımına cezayı 3 Kasım 2002’de olduğu gibi seçim sandığında kesmesine yol açabilir. Böylelikle de, ne Türk milletinde ne de Türk milliyetçilerinde karşılığı kalmamış bir MHP yönetimi, 1 Kasım’da AKP’nin tek başına iktidarına MHP’yi yol yaptıkları gibi, cumhuriyetin beka sorunu yaşadığı şu dönemde de MHP’yi bilerek ya da bilmeyerek aynı işlevde bulundurabilirler.

Ülkücü harekette yeniden birliğin ve dirliğin sağlanması ve MHP’nin yeniden Türk milleti için umut olabilmesi için olağanüstü kurultay olmazsa olmaz bir konumdadır. Balgat, kurultayın gerçekleşmesini engellemeyi başardığı takdirde, Türk siyasetinin duayen isimlerinden merhum Osman Bölükbaşı’nın o meşhur sözü, Türk siyasetinde bir kez daha gerçek olacaktır. Ne diyordu rahmetli; “Zengini hayırsız evlat, memuru süslü avrat, siyasetçiyi kuru inat batırır.” O inat, siyasetçiyi batırmakla kalmaz, içinde olduğu, kaptanlığını yaptığı siyasi gemiyi de batırır… Peki o gemi batarsa, Türkiye gemisi ne olur?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.