Hayatımızda değer verdiğimiz neler var diye düşününce pek çoğumuzun cevabı en başta ailemiz, çocuklarımız olur. Okul yıllarının ardından başlayan yaşam sorumlulukları ile omuzlarımız yavaş yavaş çökmeye başlıyor. İş hayatı, aile hayatı derken anne-baba olma sorumlulukları, hele bir de yeni eklenen günümüzün en büyük sorumluluğu anneanne-dede olmak. Peki en çok önemsediğimiz bu değerlere yeterince ilgi ve zaman ayırıyor muyuz?

Sanırım şu anda 50-60 yaşında olan ebeveynler teknolojik olarak fakir bir gençlik yaşamış olsa da arkadaşlığın, dostluğun, manevi paylaşımların zenginliği ile büyüdüler. Bir anda teknolojik zıplama ile hayatımızın her noktasında oluşan değişimlere yetişkinler olarak hızla adapte olduk. Bizim nesil kendi ebeveynleri ile hala oturup sohbet edip konuşacak konular bulabiliyoruz. Ancak kendi çocuklarımızla iletişimimiz neredeyse sıfıra yakın. Çocuklarımızla konuştuğumuz konular karın tokluğu, derslerin durumu, yatma ve kalkma saatleri ve sürekli “haydi, haydi, haydi” diyerek uyarmanın ötesine geçmiyor. Kısıtlı ve olumsuz iletişim en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı bizden daha da uzaklaştırıyor. Nerede olursak olalım hepimizin elinde her işi yapan ama yaparken de beyin fonksiyonlarımızı kullanmamızı azaltan en son modelinden telefonlar var. Hepimiz dostlarımızla bir araya gelememekten ya da birbirimize zaman ayıramamaktan yakınıp duruyoruz. Ancak bir araya gelip iki çift sohbet etmek istediğimizde de yine ellerimizde telefonlarımız oluyor. İlgi çekmeye çalışan yani “lütfen benimle iletişim kurun” demeye çalışan ve bunu genelde ağlayarak ya da mızmızlanarak dile getiren çocuklarımızın eline hemen telefonu verip oyun oynayarak susmalarını tercih eder olduk. İşin kötüsü bu “normal” bir davranış haline geldi. Bizler elimizde telefon ile otururken çocuğa engel koymak “dediğimi yap, yaptığımı yapma” dan öteye geçmiyor ve tutarsız ebeveynler oluyoruz. Oysa ki çocukların en önemli öğrenme şekli gördüklerini taklit etmeleridir. Çarşıda, pazarda henüz pusette oturan ve ağzında emzik olan ama elinde teknolojik bir alet, tablet bilgisayar olan pek çok çocuk görüyoruz. Büyük bir yanılgı ise bu çocukların çok zeki oldukları ve daha küçücük yaşta tablet ile oynayabildiği düşüncesidir.

Otizm olarak bilinen “yaygın gelişimsel bozukluk” olarak tanımlanan hastalıkların oranının giderek arttığı gözlenmektedir. Yakın zamana kadar bu oran 1/150 iken, artık 1/100 gibi oranlardan söz edilmektedir. Ayrıca bu hastalık spektrumu içinde “tepkisel bağlanma bozukluğu” diye tanımlanan bir bölümü önem taşımaktadır. Bu hastalık çocuğun ihmal edilmesi ve çocuğun iletişim aramama davranışının pekişmesi neticesinde görülmektedir. Çocukta mevcut olan kısıtlı iletişim, ilgisizlik ya da ihmal edilme ile otizme kadar ilerleyebilmektedir. Oysa ki bu grup çocuklar ilgi, etkili iletişim ile tamamen iyileşebilmektedir. İleri düzeydeki otistik çocuklarda bile özel eğitim, doğru iletişim ile tedavide olumlu yol kat edilmektedir.

Teknolojik gelişmeler her türlü bilgiye ve araca en çabuk şekilde ulaşmamızı da sağlıyor. Yeter ki neyi, ne zaman ve ne amaçla kullanacağımızı iyi ayarlayabilelim. Kendim de dahil danışanlarımdan en sık duyduğum yakınma “unutkanlık”. Bazılarımız kendi telefon numaramızı hemen dile getiremiyoruz ya da aklımızda tutabildiğimiz numara sayısı 2-3 kişiden öteye geçmiyor, sadece tuşları nasıl kullanacağımızı hatırlamamız yeterli hale geldi. Gelişmiş teknolojik cihazlar artık bizim yerimize her şeyi aklında tutuyor, gerektiğinde de bize sunuyor.

Küçülen dünyada her yere ve her şeye en hızlı şekilde ulaşabildiğimiz çağımızda teknolojik cihazların bize kazandırdığı en önemli değer bence “zaman”dır. Bize kalan zamanları en etkili ve zevkli haliyle kullanmak ise sadece yine bizim elimizde. Bu süreleri en çok önemsediğimiz ailemiz, çocuklarımız, dostlarımız ve dostluklarımızla geçirmek biz yetişkinlere “beyin detoksu” olacağı gibi geleceğimiz olan çocuklarımıza da iyi birer örnek olduğumuzu göstermek, arkalarında her zaman ve her durumu paylaşabilecekleri, değer gördükleri bir aileleri olduğunu kavramalarını sağlayacaktır. Sağlık ve eğlenceli iletişim içinde olacağınız güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum.

Uz .Dr. Sibel CAN

Psikiyatrist

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.