Engelli vatandaşların okuma, aşık olma, evlenme, düşündüklerini, hedeflerini söyleyebilme ve uygulayabilme, her türlü ihtiyaçlarını giderebilme hakları vardı,r sağlam insanlarımızın hakları olduğu gibi... Eğer bu saydıklarımın herhangi bir hakkından mahrum bırakırsanız topluma kazandıramayız. Devletin görevlendireceği, her türlü bunalımlarını ve yeteneklerini keşfederek topluma kazandırmak için her engelliye bir “gönüllü arkadaş” projesini hayata geçirmesi lazım; bakıcı değil, “Gönüllü Arkadaş”.

Bu Gönüllü Arkadaş Projesi’nin de kaynağı basit. Kim gönüllü arkadaş istiyorsa engelli maaşını ona yatırılacak. Her ay denetim olacak. Engelli ve ailesi vazgeçerse gönüllü arkadaştan, tekrar maaş engellinin hesabına yatacak ama bir daha engelli ve ailesi gönüllü arkadaşı isteme hakkına sahip olamayacak. Gönüllü arkadaş görevine devam edip yeni engelli arkadaşlarını bekleyecek.

“Haydi Kızlar Okula” Kampanyası engellilere de uygulanmalıdır; “Haydi Engelliler Okula” adı altında. İlkokuldan tutun lise sona kadar her okula haftada bir 1 saat zorunlu engelli dersi verilmesi lazım. Bu derslerde engelli öğretmenlerine gerek yok. Engelli türlerini ve sebeplerini ve zorluklarını dile getirmek, engelli ünlülerini tanıtmak, engelli haklarını anlatmak, engelli müziklerini ve şiirlerini okuyup dinletmek, engelli filmlerini, engelli belgesellerini izletmek, engellilerin hayatlarını ve zorluklarını, nasıl engelli olduklarını hatırlatmak, sağlam insanların ve öğrencilerin engellilerle yaşadıkları her türlü anıları sınıflarda anlatılacağı, her türlü fikirler önerilip hatta bu fikirlerin tartışılabileceği gibi bu tür konular çoğaltılabilir. Amaç, sağlamların engellilik kavramını her konuda sağlam temellere oturtmak.

Engellilerin tüm sosyal ve özel ihtiyaçları alınmalı ve karşılanmalıdır. Üç 3 Aralık Dünya Engeliler gecesini bütün belediyeler yapar ve geleneksel hale getirilerse hem ülkemizdeki engellilerin seslerini daha net duyulursunuz ve belediyecilik bakımından engellilerimizi unutmadığınızı kanıtlarsınız. Ayrıca her yıl mayıstaki Engelliler Haftasında bütün belediyeler bir 1 gün eğlence, bir 1 gün panel vs. gibi etkinlikler düzenlerlerse fena olmaz. Bu yapılacak etkinliklerde maddi, manevi, taşıma gibi sorunların da olmaması şart. Hükümetler, sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar, vatandaşlar engellilere her konuda faydadan çok zararı dokunuyor. Maalesef bu düzen böyle devam eder çünkü engellilerin süper güç olan ne partisi, ne kanalı var. Partilerin seçim vaatlerinde bile engellilere yer verilmiyor. Yer verilse bile sadece dil ucuyla ve göstermelik yer veriliyor. Çünkü engellilerin haklarını savunacak mekanizma yok. Rant düzenine ters düştükleri için engellileri topluma acındırıp gündemden uzak tutmaya çalışıyorlar. Engellilerin her isyanı sessiz, temiz ve belgelidir. Bu yüzden engellilerin birlik ve beraberlikleri her fırsatta engellenmeye çalışılıyor. Bu yüzden de engelliler kıymet sınıfı olarak insan, hayvan ve doğadan sonra dördüncü sınıflar. Tek dal kesiliyor; halkımız vatan millet Sakarya misali… Hayvan kovalanıyor; millet vatan millet Sakarya misali. İnsanın burnu kanıyor toplumuz vatan millet Sakarya misali… Engellilere her türlü haksızlık yapılıyor nedense gören, bilen, duyan yok. Gel de bunlara Can Yücel şiiri yazma…

Engellilere iş bulma fikirlerime gelince... Çok basittir aslında. Mesela kasayı emanet edebilirsiniz. Sekreter yapabilirsiniz. İnternette veya normal hayatta menajerimiz olabilir. Yani bunun gibi örnekler çoğaltılabilir. Her ile çok basit biçimde devlet ve millet bir olduğunda çok lüks ve rahat engelli bakım evi yapılabilir. Eğer canları istesinler devlet ve özel sektör bu işleri çok şahane denetler, yürütür, ve bu işten kazanırlar. Engelli bakım evlerinin kullanımı için engelli aile fertlerinin vefat etmesine de gerek yok. Engelliler birazda yalnız kalmak ister. Aynı şekilde aileleri de yalnız kalmak ister. Bambaşka nedenler de çoğaltabilir. Engellilerin ve engelli ailelerin gelecek korkusunun asıl suçluları kimlermiş anladınız mı? Anladık mı beyler ve bayanlar? Bize acımayı bırakıp güvenmeye bakın. Biz de varız sporda, edebiyatta ve hatta siyasette. Bugün ben doktor, öğretmen vs. olabilirdim ama o günün şartları uygun değilmiş. Gerçi bugün de uygun değil ve yarında uygun olmayacak.

Antalya’daki bir okulda velilerin, bu okulda engelli çocuğu istemiyoruz dediklerinde okul idarecileri velileri kapı dışarı koyamıyorlarsa, bu Fatih Güler’in engelliler için geleceğe umutla bakmaması kadar doğal bir durum olamaz. Biraz geri tarihe gidersek, Rahmetli Hawking’in konuşma cihazından Türkiye’deki konuşma engellilerin evlerinde var mı? Hadi olduğunu varsayalım. Almak için maddi açıdan güç kuvvet yeter mi? Evet beyler ve bayanlar… Engelliler adına yeni ve eski Türkiye tablosu… Günahıyla sevabı sizlere, bizlere ve herkese aittir. Bir de öbür dünyası var bu ve şu günah ve sevapların…

Ben engelliler adına kitap yazmayı planladım, sonra vazgeçtim çünkü yaşadıklarımı, duyduklarımı, gördüklerimi, hissettiklerimi, bazı engellilerle ve bazı engelli ailelerle birebir yazışmalarımı kalemden deftere döksem beni asrın yalancısı ilan ederler. Çünkü intihar edeni mi ararsın, intihar eşiğinde olanımı ararsın, intihar ettireni mi ararsın, öz yada üvey ailesi tarafından dövülüp sokağa atılanı mı ararsın, çocuğu engelli olduğundan anne yada babası eşini boşadığını mı ararsın... Her kesimin engelli duygularını kullanışını mı ararsın... Daha neler neler... Say say bitmez! Ülkemin başlıca sorunu ne terör, ne trafik, ne ekonomi ve nede eğitimdir. Vatanımın başlıca sorunu engelli sorunlarıdır. Sakat ve özürlü olmak ayıp değil, asıl sakat ve özürlü yürekli olmak ayıp ve günahtır. İbarelerin kalkmasından çok, icatlar engellileri mutlu ve huzurlu eder.

Dindarlık sadece Allah demekle olmaz. Toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede yaklaşmaktır. Hepinize sorum olacak. Acaba bütün engelli, araba park yerlerini ve engelli asansörlerini asıl kimler kullanıyor? Var mı vatanımda sistemli denetim… Asansör deyince aklıma bir fikir daha geldi. Asansör korkusu olan yürüyemeyenler için bütün katlılara tekerlekli sandayle merdiveni yapılması şart.

Evet gelelim sağlamların engellilere, seni engelli olarak görmüyorum falan filan lafları eden kibarlıklara ve kendilerini engelli ve engelli ailelerine karşı iyi insan olduğunu göstermek isteyenlere sormak lazım. O zaman o kişi kızına ya da oğluna aşık, engelli olarak görmüyorum dediğine kızı yada oğlunu verip evlendirin bakalım. Engelli olarak görmüyorum, dediklerinizin niye adam gibi, insan gibi, arkadaşları yok vicdanınızla sorgulayın bakalım.

Engellilere insan değeri vermeyenlere diyorum ki, sizler yeryüzünün tek aşağılık canlı varlıklarısınız. Ha şu açıdan iyi ki, engelliyiz diyebiliriz. Doları ve altını istedikleri zaman düşürüp çıkartanları, dökülen kanları, bin bir türlü oynanan oyunları bizlere yedirip uyutan çakma evlilik programlardaki insanlar değiliz. Hiç kimse dört dörtlük değildir. Engellilerinde sağlamlara karşı hataları vardır. ama bütün sıkıntılarına, eksiklerine rağmen engellilerin sağlamlara oranla daha az hatalı oldukları gerçektir ve bu da takdir edilecek husustur. Bazı engelli aile fertleri ve aileleri engelli yavrusu veya akrabasının hayat gerçeklerini göremiyorlar, ya da görmek istemiyorlar. Bu da engellileri ister istemez bunalıma sokuyor. Engelli olmak hakikaten basit iş değildir. Hatta dünyanın en zor işidir; duyamıyor, göremiyor, konuşamıyor, yürüyemiyor, bedenini rahat hareket ettiremiyor ama başta beyin ve kalp olmak üzere öbür organları çok güzel çalışıyor. Kaçmak istese kaçamaz, duymak istese duyamaz, görmek istese göremez, duymamak istese duyar. Görmemek istese görür. Gitmemek istese gider.  Anlatmak istese anlatamaz. Sevdiklerine gitmek istese gidemez. Canının çekenini, istediklerini, arzuladıklarını yapmak istese başkaları istemedikleri sürece hiçbir şeyi yapamaz. Kim dayanabilir bu ömre. Bakana zor da, çekene daha da zordur eğer engelli iyi niyetliyse…

Zihinsel engellinin durumu daha farklı. Onların da duyguları mutlaka vardır ama eğer ailesi iyi niyetli ise bakana daha zordur. Engelli aileler engelli evlatlarını bebek gibi görmesinler ve güvensinler kendilerine ve başkalarına. Sizler de güvenin Engelli evlatlarınıza ve başkalarına. Bazı belediye başkanları ve bazı makam sahipleri bizler için yüreğini yırtıyor ve ikinci sınıf vatandaşı olmadığımızı söylem, tavır ve icraatlarıyla ortaya koyuyor ve bu da bizlere çalışma ve yaşama azmimizi kat kat güçlendiriyor. Bir de her şeyi devletten beklememek lazım. Toplumumuzun bütün birimlerine görev ve sorumluklar düşüyor bu engelliler konusunda... Bu bir insanlık yapma yarışı olmalıdır. Çağdaş ülke olmak demek, bizi memnun etmek demektir. Çünkü bizler deprem kadar gerçek, doğa kadar canlı ve yaşam kadar bir içim suyuz, bilmem anlatabildim mi?

Sizler görme engelli olmayanlara sormak lazım, karanlıkta kaldığınızda ne duygular hissediyorlar diye ya da yürüyebilenlere sormak lazım, bir şeye canınız sıkıldığında kendinizi hemen dışarıya atmaz mısınız diye… Ayda bir 1 kere hafta sonunda engelli yakınıza zaman harcayın ve harcadığınız her dakika size huzurla geri dönecektir. Engellilerle konuşurken bin 1000 düşünüp bir 1 konuşun. Engelliler Haftası’nda ve Dünya Engelliler Günü’nde sokaklar sessiz, kör, tekerlekli sandalyeyle ve duyamayarak engelliler birlikte sokaklarda olurlar imkanları olduğunca. Eh bazen de haklı olarak bazı kesim, kuruluş ve kişileri protesto ederler ama etrafı kirletmeden, gürültü ve örgüt propagandası yapmadan, kimseye saldırmadan aileleriyle birlikte yürürler, yılda iki defa akıllarına düşen basın önünde. Bu da engelliler için ayrı bir ayrıcalık ve asalettir. Nazar değer diye başarılarından söz edilmeyip, bana bak, buraya el salla, akşam çıkarsın televizyonda falan filandan söz ederler. Çıkarıldığı ve çıkarılmadığı yasalar büyük bir iştahla anlatılır fakat engellilerimizin sokakta karşılaştığı zorlukları görmezden gelir çok değerli basın mensubu kardeşlerimiz.

Az kalsın unutuyordum, bazı televizyonlarda yarım saatliğine canım cicim diye kıyak programlar da yaparlar. Ana haberlerde son sıraya koyarlar Engelliler Haftası ve Engelliler Günü haberlerini… Bu yazımı okuyunca bazı basın mensubu kardeşlerimin bana katılmayanlara sormak lazım, acaba ülkemizde tanınmış köşe yazarı var mı? Birinci derecede görme engelli ağabeyimiz harika resim yapısını yurt haberinde sadece iki dakika yer ayrılıyken, filin duvarı karalamasını ana haberde on dakika ballandırılarak göstermelerine ne demeli? Aslında ülkemizde hayvanlar kadar engellilerin değeri olmadığını bundan on beş 15 yıl önce içimden söylüyordum da neyse...

2014 yılı Mayıs’ında maden ocağı ihmalinden dolayı ulusal yas ilan etmişti Türk TV kanalları. Beş 5 gün boyunca Türk TV Kanalları diziler ve yarışmaların yerine Türk filmlerini koydular. Ne tesadüf ki, aynı hafta Engelliler Haftası olmasına rağmen bizim bazı meşhur rantçı Türk TV kanalları engelli konulu filmleri koymadılar.

Yorumu yüce Türk milletine bırakıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.