7 Haziran seçimlerinden sonra ki süreçte MHP’nin gösterdiği duruş çok konuşuldu ve tartışıldı. MHP’nin ve Devlet Bahçeli’nin hayırcı olarak anılmasına neden olan söz konusu duruş,  PKK terör örgütünün siyasi uzantısı olan HDP’yi “flu” gören bir temele sahipti.

AKP’nin siyasi yavrusu ve Kandil’in TBMM şubesi olan HDP’ye 7 Haziran seçimlerinden bir süre önce “Türkiye Partisi’’ makyajı yapılmıştı. HDP’ye bu makyajı kimin yaptığı ise, AKP’nin o dönemler önemli isimlerinden olan ve aynı zamanda PKK açılımın mimarı Beşir Atalay’ın HDP kurulduğunda sarf ettiği “Öcalan ve MİT’in baş başa vererek kurduğu güzel bir proje’’ ifadesinde gizliydi. MHP, HDP’ye yapılan ‘’Türkiye Partisi’’ makyajına kanmamış ve 7 Haziran’dan sonraki süreçte HDP’li bütün formüllere kapısını kapatmıştı. Bundan dolayı da MHP’ye ve Devlet Bahçeli’ye karşı haksız birçok eleştiri yapılmış ve adeta bir linç kampanyası başlatılmıştı. O dönem, yani 7 Haziran - 1 Kasım tarihleri arasında yazdığım köşe yazılarımın çoğunda MHP’nin HDP’yi “flu’’  görmesinin haklılığını savundum. Halen de aynı noktadayım. Ancak 1 Kasım sonrasında görünen o ki; MHP yönetiminin HDP’ye baktığı “flu” mercekte sorun var. Ya da MHP yönetimi konusuna göre HDP’ye “flu” mercekle bakmak ve bakmamak gibi bir yol izlemeye karar verdi.

Malum, son zamanlarda Türkiye’nin gündemindeki konulardan biri de Anayasa Uzlaşma Komisyonunun yeniden toplanması. Bu konuyla ilgili TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın meclisteki partilere yaptığı çağrıya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ‘’4 parti de olmalı’’ şartı ile olumlu yanıt verdi. Yani MHP yönetimi HDP’ye yeşil ışık yaktı ve bu sefer ‘’ flu’’ görmedi. Oysa aynı MHP, geçtiğimiz günlerde Türk milletine bakış açısını herkesin bildiği Mehmet Cengiz’in sahibi olduğu Cengiz İnşaat ile ilgili mecliste verilen araştırma önergesine sahibinden dolayı çekimser kaldı.

Şöyle bir düşünelim; Anayasa Uzlaşma Komisyonun gizli gündemi ve amacı ne? Tabi ki başkanlık sistemi ve Türk’süz anayasa. Durum böyleyken, İstiklal Harbi’ni yapan iradeyi ve cumhuriyetin kuruluş felsefesini temsil eden MHP’nin, cumhuriyetin bekâsını ve milli devleti hedef alan bir komisyonda, PKK’nın siyasi kanadı, Türk, Atatürk ve cumhuriyet düşmanı HDP’nin de olmasını şart koşmasının mâkul bir açıklaması olabilir mi? Üstelik, 7 Haziran sonrası süreçte MHP’nin HDP’ye karşı sergilediği duruş ortada iken. Eğer MHP yönetiminin ‘’flu’’ merceğinde bir sorun yoksa ve HDP’yi duruma göre ‘’flu’’ görmek ve görmemek gibi bir strateji belirlediyse, HDP ile ilgili söz konusu iki durumdan hangisinde HDP’yi ‘’flu’’ görmeli ve görmemeli? Başkanlık sistemini ve milli devlet yapısını hedef alan Anayasa Uzlaşma Komisyonun da mı yoksa eline fırsat geçtiğinde milletin bilmem neresine bilmem ne yapma hususunda çekimser kalmayan zatın şirketi ile ilgili verilen araştırma önergesinde mi?

Ortalama bir zekâya sahip olan herkes konuya MHP açısından baktığında elbette ki birinci durumda HDP’nin ‘’flu’’ görülmesi ikinci durumda ise görülmemesi cevabını verir. MHP yönetiminin yaptığı ise bunun tam tersi. MHP yönetiminin bu çelişkisinin altında ne var merak etmemek elde değil. Bana soracak olursanız, MHP, HDP’yi duruma göre “flu’’ görme stratejisinden vazgeçip 1 Kasım öncesi gibi HDP’yi tamamen ‘’flu’’ görmelidir. Yok, eğer MHP yönetimi artık bu stratejiyi izleyecekse, o zaman sormak lazım; MHP’nin çizgisine zıt olan bu stratejiyi neden 7 Haziran sonrasında izleyip AKP’yi iktidardan indirmediniz? Ülkücüler 1 Kasım seçimlerinin propaganda sürecinde MHP’nin AKP ile neden koalisyon kurmadığı sorusu kadar CHP ile de neden koalisyon kurulmadığı sorularına muhatap kaldı ve bunlara cevap vermekten AKP’yi eleştiremedi,  MHP’nin vaatlerini anlatmaya fırsat bulamadı. CHP ile koalisyon kurmama sebebi olarak, bu koalisyonun dışarıdan ya da içeriden HDP’ye muhtaç olduğu gerekçesini seçmene anlatan ülkücüler, MHP’nin Anayasa Uzlaşma Komisyonunda neden HDP’nin de bulunmasını şart koştuğu sorularına nasıl cevap verecek?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.