Kadın Ölümleri Her Yıl Artıyor

Gülben Ergen, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun üyeleriyle bir araya geldi ve Türkiye’nin kanayan yarası kadın cinayetlerini konuştu.

Kadın Ölümleri Her Yıl Artıyor

Gülben Ergen, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun üyeleriyle bir araya geldi ve Türkiye’nin kanayan yarası kadın cinayetlerini konuştu.

15 Şubat 2017 Çarşamba 13:47
Kadın Ölümleri Her Yıl Artıyor

Acının da acısı bir konuya; kadın cinayetlerine dokunduk bu hafta.
“Birbirimizi seviyorduk” bahanesinin müebbet hapis yatması gereken katile indirim sağlamasından, boşanmak isteyen kadını çaresizleştiren yasalardan, göz göre göre dövülüp öldürülen kadınlardan bahsettik...
İşte bu dernek,
o kadınların arkasında aslanlar gibi duruyor.
Davaların seyrini değiştirecek kadar güçlü ama aynı zamanda bir toplantı masasına bile sahip olamayacak kadar güçsüzler.
Ben, arkalarında duracağıma dair kendime söz verdim.
Siz de destekleyin ki daha da güçlensinler.

◊ Sevgi Hanım yaşadıklarınız çok acı… Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile nasıl tanıştınız?
- Sevgi Gülseren: 20 yaşındaki kızım Yağmur Önüt pompalı av tüfeğiyle öldürüldü. Daha sonra kızımın katilinin ailesinin televizyona verdiği röportajları gördüm. Kendilerini aklamaya çalışıyorlardı. Sesimi nasıl duyurabilirim diye düşündüm. Facebook’a girdim, “kadın cinayeti” yazdım ve bu platform çıktı karşıma. Onlarla iletişime geçtim ve sağ olsunlar başından beri beni yalnız bırakmadılar.
◊ Ne kadar zamandır kızınız için mücadele ediyorsunuz?
- Sevgi Gülseren: Kızım 19 Nisan 2016’da öldürüldü. O ailenin televizyona çıktığını da 23 Nisan’da öğrendim.
◊ Katilin ailesi nasıl televizyona çıkabiliyor? Kendilerini nasıl savunuyorlardı?
- Sevgi Gülseren: İnanın çok saçmaydı. Seyrederken ağlayamadım bile. Evlenmek üzere olan bir gençmiş, sevgilisini istemeden vurmuş! “Yazık bu gence” şeklinde haberler yapıldı. Haberlerde kızımla ilgili hiçbir şey yoktu. Baştan beri “şaka cinayeti” olarak anıldı bu dava. Mahkemede bile şaka olduğunu savundular.
KIZIMIN KATİLİ 5 YIL
CEZA ALDI, NEREDE ADALET?
◊ Kızınızın sorunlu bir ilişki yaşadığını biliyor muydunuz?
- Sevgi Gülseren: Bana bir kez söylemişti. “Anne Egemen bana tokat attı” demişti. Ortalığı ayağa kaldırdım. Daha sonra bana bir şey demedi, ki zaten bir süre sonra ayrıldılar. Ama arkadaşlarına çok hırpalandığını söylemiş. Katilin ailesi bütün bunları mahkemede “sevgi” gerekçesiyle akladı. “Sevenler arasında böyle şeyler olur” dediler. Ben öldüren şahsa “evladım” demiştim. Olayın şaka ya da kaza olmasını en çok ben isterdim. Ben karşı tarafı anlamayı, hem de doğruyu aramayı seçtim. Çünkü bu en çok beni rahatlatacaktı. Fakat pompalı bir av tüfeğiyle ateş edildiğinde saçmalar dağılırmış. Oysa olay yeri incelemede hiç saçma bulunmadı. Bitişik atış yapılmış.



◊ Yani öldürmek amacıyla mı ateş etmiş?
- Sevgi Gülseren: Evet, kızımı hedef alarak öldürdüğü Adli Tıp raporunda da ortaya çıktı. Olayın şaka ya da kaza olmadığı bilimsel olarak kanıtlandı. Ama ilk önce dava asliye ceza mahkemesinde açıldı. Ardından hakim davayı ‘kasten öldürme’ suçu olduğu için ağır ceza mahkemesine gönderdi. Fakat ağır cezada hukuka, bilime ve vicdana aykırı bir karar alındı. Önce iyi halden 7 yıl verdiler. Sonra 1 Temmuz’dan önce işlenen suçlar kapsamına girdi ve ceza 2 yıl daha indirildi. 5 yıl 10 ay ceza aldı, fakat 2 yıl yatacak. Bir de hapishaneden ‘takdir belgesi’ almış. Yeni çıkan bir uygulamaymış bu. Hapishanedeki davranışlardan dolayı da iyi hâl indirimi yapılıyor. 1 yıl da öyle inecek cezası. Kaldı geriye 1 yıl.
- Fidan Ataselim: Biz mahkemenin bu kararını kabul etmiyoruz. Türkiye’de sadece 2016 yılında 328 kadın öldürüldü. Yağmur kardeşimiz de o kadınlardan biriydi. Davasında alınan karar kabul edilemez. Elimizde veriler var. Bu karara gerekçeli olarak itiraz edeceğiz. Daha yolumuz var. Hiçbir şey bitmiş değil. Pes etmeden mücadelemize devam edeceğiz. Şüpheli ölüm davalarında bile gerçeği açığa çıkardık. Siirt’te başta “intihar” diye açılan Esin Güneş davasında tutuksuz yargılanan failin katil olduğunu da ortaya çıkardık.
◊ Nasıl çıkardınız?
- Fidan Ataselim: Başlangıçta “şüpheli ölüm” olarak dava açılmış, Esin’in Siirt’in Tillo olarak adlandırılan uçurum bölgesinde intihar ettiği ileri sürülerek olayın üstü kapatılmaya çalışılmıştı. İlk soruşturmanın ardından takipsizlik kararı verilerek kapatılan dava ailesinin mücadelesiyle tekrar açıldı. Aile bize başvurdu ve kamuoyu oluşturmaya başladık. Bölgedeki birçok kadın derneği ve ÇHD (Çağdaş Hukukçular Derneği) hukukçularıyla beraber dava takibi yaparak gerçeği aydınlattık. 3 yıl boyunca tutuksuz yargılanan ve hakkında savcı tarafından beraat talep edilen failin suçu işlediğini Adli Tıp kanıtlayamadı. Esin’in avukatlarının ODTÜ Fizik Bölümü’ne yaptıkları başvuru sonucu alınan rapor ile “fizik kanunlarına göre Esin Güneş’in herhangi bir dış etken olmadan oradan düşme ihtimalinin yüzde 0 olduğu” ortaya çıktı. Cinayet ispatlandı ve fail müebbet hapis cezası aldı. Bu karar ve dava süreci, diğer şüpheli ölümlerin yargılanma süreci için emsal oluşturdu. Hukuk literatürüne giren bir karar oldu. Benzer kaderi yaşayan ailelere umut verdi. Onlar da Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na başvurmaya başladılar.
◊ Helal olsun size. Yağmur’un davasında da böyle bir karar çıkabilir o zaman…
- Fidan Ataselim: Yağmur kardeşimizin davasında da bu şekilde çalışıyoruz. Benim kanaatim; bu, tasarlanmış bir kadın cinayetidir. Öyle değilse bile, gerçekten kaza bile olsa, karşılığı 5 yıl 10 ay gibi bir ceza olamaz. Aşk, sevgi bilinçli taksire sebep gösterilemez. Hele ki ülkemizde bunca kadın kocaları ve sevgilileri tarafından öldürülürken... Bu hukuka aykırıdır. Toplumun vicdanı zedelenmiştir. Tüm kamuoyu nezdinde bir adalet söz konusu olmalıdır. Halkı kin ve nefrete sürüklemek anlamına gelir bu karar. Bu karardaki hukuksuzluk açığa çıkana, sanık hak ettiği cezayı alana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.