“Bahçeli Kendisine Biçilen Rolü Oynuyor”

Diken yazarı Tunca Öğreten, Yeniçağ gazetesinin yayın danışmanı, gazeteci ve yazar Arslan Bulut ile görüşmesini kaleme aldı.

“Bahçeli Kendisine Biçilen Rolü Oynuyor”

Diken yazarı Tunca Öğreten, Yeniçağ gazetesinin yayın danışmanı, gazeteci ve yazar Arslan Bulut ile görüşmesini kaleme aldı.

24 Kasım 2016 Perşembe 22:31
“Bahçeli Kendisine Biçilen Rolü Oynuyor”
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, uzun süredir ‘başkanlık sistemi’ni dile getirmiyordu. Ta ki 11 Kasım’da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, fiili olarak uygulanan ‘başkanlık sistemi’ için hukuki bir yol aranması ve AKP’nin bir teklif getirmesi gerektiğini söyleyene dek.
Konuşmanın ardından ‘başkanlık’ yeniden Türkiye’nin gündemine oturdu ve Bahçeli ile Başbakan Binali Yıldırım zaman kaybetmeden görüşmeye koyuldu.
 
Devlet Bahçeli, AKP’nin uzun süredir telaffuz etmediği ‘başkanlık sistemi’ni birdenbire yeniden gündeme getirdi. Neden?
 
Sayın Bahçeli 2002’de erken seçim kararı verip iktidara taşıdığı günden bu yana hep AKP lehine politikalar üretti. 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Ekmeleddin İhsanoğlu’nu kendisine aday olarak öneren kişi Abdullah Gül’dü. Bu öneriye ‘tamam’ diyerek Tayyip Erdoğan karşısında hiçbir şansı olmayan bir vatandaşı aday gösteren, böylece Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayan da kendisiydi. Keza 2015’teki genel seçimlerde hiçbir anlaşmaya yanaşmayarak AKP’ye hizmette bulunan da. Son olarak da rafa kaldırıldığı bir dönemde başkanlık sistemini yeniden gündeme getirdi. Tüm bu yaşananlara bakıldığında, Bahçeli’nin MHP için değil de başka bir amaç için çalıştığı ortaya çıkıyor.
 
Hangi amaç?
 
Uzun süredir ben de bu sorunun yanıtını arıyorum. Elbette bu konuya dair benim de kulağıma gelen bazı bilgiler var fakat somut veri olmadan konuşmayı doğru bulmuyorum.
 
Sözünü ettiğiniz bu ‘farklı amaç’ MHP’liler tarafından da görülüyor mu?
 
MHP’lilerin yüzde 90’ı, Bahçeli’nin başkanlık sistemiyle ilgili tavrına tepkili.
 
Bahçeli, ‘başkanlık sistemi’ çıkışının ardından Başbakan Yıldırım’la görüştü. Üstelik sizin söylediğinize göre MHP’liler de bu duruma tepkili. Bu durumda MHP’nin, tek kişinin sözünün geçtiği bir parti olduğunu söyleyebilir miyiz?
 
Türkiye’de parti içi demokrasi bir masaldan ibarettir. Az önce sıraladığım, AKP’nin işine yarayacak tüm o kararları Bahçeli tek başına aldı. Tek tek MHP kurmaylarına sordum, haberleri bile yoktu. MHP’nin tek kişilik bir parti olup olmadığına gelecek olursak, ‘Bahçeli’nin arkadaşları’ diye bir yapılanmanın olduğu ve genel başkanın, kararları, parti yönetiminde olmayan birilerine danışarak aldığı biliniyor. Ancak bu yapının kimlerden oluştuğunu bilmiyorum.
 
‘Bahçeli, Kendisine Biçilen Rolü Oynuyor’
 
Alnınan kararların kimin işine yaradığına baktığınızda, ‘Bahçeli’nin arkadaşları’nın AKP’li olduğunu düşündüğünüz oluyor mu?
 
Her ne kadar 7 Haziran seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la gizli bir görüşme yaptığı söylense de ben, Bahçeli’nin AKP’lilere danışarak karar aldığı kanaatinde değilim.
 
AKP’nin, MHP kurultayına müdahale ettiği hatta Bahçeli yerine adaylığını açıklayan isimlerin ihraç edilmesinde de dahli olduğu konuşuldu ama…
 
Amaç MHP’nin ve milliyetçi oyların kontrol altında tutulması. Bahçeli, milliyetçi oyları kendi çatısında topluyor ve AKP’ye ciro ediyor. Kendisinin meşhur bir lafı vardır ‘siyasi aktör’ diye… İşte o Bahçeli’nin bahsettiği ‘siyasi aktör’ kendisi. Bahçeli’ye bir rol biçilmiş, o da bunu oynuyor.
 
Bahçeli’ye muhalefet yapan isimler için ‘FETÖ’cü dendi. Bu isimler arasında Cemaat ile bağlantısı olanlar var mıydı?
 
Genel başkanlığa aday olanların ne Fethullah Gülen, ne Cemaat, ne de başka bir tarikatla ilişkisi vardı. Olmadığını Devlet Bahçeli de, tüm MHP camiası da biliyordu. Bir ara ‘Meral Akşener’i kim finanse ediyor’ diye ortaya bir iddia attılar. Akşener’i finanse edenler MHP il başkanlarından başkası değildi. Yani tüm o mitingler MHP’lilerin öz parasıyla finanse ediliyordu. Akşener ise yalnızca yol parasını ödüyordu.
 
‘Başkanlık Oylamasında AKP İçinden De Fire Olabilir’
 
MHP’nin, il başkanlıkları düzeyinde de Bahçeli’ye karşı olduğunu mu söylüyorsunuz?
 
Tabii ki. MHP camiasının neredeyse tümü Bahçeli’ye karşı. Bu yüzden olağanüstü kurultayın toplanması için imza veren il ve ilçe başkanlarının bulunduğu teşkilatların hepsi feshedildi.
 
Bahçeli’ye karşı olan muhalefetin hayalindeki MHP nasıl bir parti?
 
MHP’nin oturmuş bir ideolojisi vardır. Alparslan Türkeş’in kaleme aldığı, ekonomik ve kültürel bir program olan ‘Dokuz Işık’ var mesela. Özellikle ekonomik yönü ağır basan ciddi bir programdır bu. Dolayısıyla muhalefet, MHP’nin varolan kendi çizgisini takip etmesini istiyor ve partiyi yolundan çıkaranınsa Bahçeli olduğunu düşünüyor.
 
Peki, MHP’li vekillere güvenerek anayasa değişikliği ve başkanlık sistemini Meclis’e soracak AKP hayal kırıklığına uğrar mı?
 
Bugüne kadar Bahçeli’ye desteğini açıklayan bir ya da iki kişi oldu. Meclis’te yapılacak bir oylamada kaç MHP’li vekil destek verir bilemem ama burada daha önemli bir konu var, o da AKP’li vekillerin başkanlık sistemi için ‘evet’ deyip demeyeceği. ByLock programını kullanan AKP’li 89 vekil olduğunu söyleniyor. Bu durumda AKP içinde de fire olur.
 
Bahçeli’nin, 17-25 Aralık yolsuzluk iddialarına işaret ederek Erdoğan’a ithafen “Ver Bilal’i” dediğini hatırlıyoruz. Oradan, ‘Al başkanlığı’ noktasına nasıl gelindi?
 
‘Bilal’ söylemlerinin bir tiyatro oyunu olduğunu düşünüyorum. AKP’ye en ağır eleştirileri yapar, sonra bir bakmışsınız Bahçeli yine AKP’ye destek vermiş. Yine de ‘eleştiriyormuş’ gibi görünerek MHP tabanını bugüne dek peşinden sürüklemeyi başardı.
 
AKP’ye kesintisiz destek veriyorsa, Bahçeli neden AKP içinde siyaset yapmıyor?
 
Birilerinin milliyetçi oyları konsolide etmesi gerekiyor. MHP, tek başına iktidar potansiyeli olan bir parti aslında. Bahçeli yerine Akşener olsaydı, bu parti iktidara oynardı. O zaman da AKP diye bir parti kalmazdı ortada. Sadece bu noktaya odaklanmak bile Bahçeli’nin ‘siyasi bir operasyon’ olduğunu anlamaya yetiyor. Bu operasyon sayesinde MHP’yi, barajı kıl payı aşan, bir türlü iktidar olamayan, orta ölçekli bir parti konumunda tutuyorlar.
 
‘Bugün Seçim Olsa MHP Baraj Altında Kalabilir’
 
Sokaktaki MHP seçmeninin Bahçeli’ye bakışı nasıl?
 
Seçmenin de çoğu Bahçeli’ye karşı. Delege bazında ele alacak olursak, muhaliflere destek yüzde 75 civarında. Tabandaysa yüzde 90 muhaliflere destek veriyor.
 
Bugün bir seçim olsa MHP barajın altında kalabilir yani…
 
Tabii, baraja takılma ihtimali var. MHP’ye oy vermeyenlerin yarısı CHP’ye, yarısı da AKP’ye kayar. Bu durum da sonuçta yine AKP’ye yarar.
Partisinin baraj altında kalma ihtimalinin farkında olan Bahçeli, olası bir erken seçimin önüne geçmek için de AKP’ye destek veriyor olabilir mi?
 
Bahçeli’nin böylesine bir hesap yaptığını düşünmüyorum. Ne partisini, ne de kendi konumu umrunda. Boynuna bir boyunduruk takmışlar, onun gereğini, görevini yapıyor. Hatırlarsınız, Bahçeli bir ara istifa etmişti ancak engel olmuşlardı. Düşünün ki kendi rızasıyla istifa bile edemiyor. İzin vermiyorlar çünkü. Demek ki Türkiye’de bazı partiler ‘milletin partisi’ falan değil. AKP de MHP de başka güçler tarafından kontrol ediliyor.
 
Yeni anayasa ve başkanlık sistemiyle Türkiye’de bir rejim değişikliğinin planlandığını düşünüyor musunuz?
 
Açık bir şekilde rejim değişikliği planlandığını düşünüyorum çünkü başkana yasama yetkisi verilecek. Bir ülkede kanunlar, meclis yerine yürütmenin başı olan başkan tarafından yapılıyorsa, o ülke diktatörlükle yönetiliyor demektir. Bahçeli de verdiği destekle Türkiye’de yapılacak bir rejim değişikliği operasyonunun ortağı konumunda.
 
MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, Bahçeli’yi destekleyen isimlerden biriydi. Öyle ki “Türk milliyetçiliği kokan bir anayasayla karşılaşacağız” demişti. Milliyetçilik kokan anayasa nasıl olur?
 
Adan, o sözleri tabandaki tepkiyi frenlemek için söyledi. Ayıp ediyor Celal Adan beyefendi, ayıp!
 
’15 Temmuz’da 240 Bin Kişi De Ölse Umurlarında Olmazdı’
Bir parlamentoda birbirinin benzeri iki partinin olması, zamanla MHP’nin erimesine neden olmaz mı?
 
Kesinlikle. MHP diye bir parti kalmaz. Kalırsa da ancak DYP ya da ANAP gibi bir tabela partisi olarak yoluna devam eder.
 
Bir yazınızda “AKP darbe girişiminden haberdardı” diyorsunuz. Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?
 
Ben söylemiyorum, veriler ortaya koyuyor. Ortada, MİT’e giderek darbe girişimini haber veren bir binbaşı var. Hükümet hiçbir şey bilmiyorsa en azından o binbaşıdan haberdardı. Darbe girişimine 120 generalin destek verdiği söyleniyor. Genelkurmay başkanlığı, MİT ya da hükümetin, karargahdaki generallerin darbeye kalkışacağından haberi yok muydu? Darbe girişiminden bir buçuk ay önce kurmay albay Mustafa Dönmez televizyonda açıklamış, “Gülen Cemaati mensubu subaylar ordu içerisinden tasviye edileceklerini anlarlarsa darbeye kalkışacaklar, uyarıyorum” demişti. Sadece bunlarla sınırlı değil.
 
Evet…
 
Geçen nisan ayında Türkiye gazetesi yazarlarından biri, Cemaat’in önde gelen isimlerinden bazılarının Ankara’ya gittiğini ve generalleri darbe için ikna etmeye çalıştığını yazdı. Hatta bu generallerin istihbarat tarafından takip edildiğini, darbeye kalkışmaları durumunda ‘vatana ihanet’ten yargılanacaklarını belirterek uyarıda da bulundu. Bu gazetecinin istihbarat kaynaklarından beslendiği belli. O, bu durumdan haberdarken hükümetin, MİT’in darbeden habersiz olması mümkün mü? Hükümetin haberi vardı ve darbe kalkışmasına izin verdiler.
 
Niye?
 
Şu an OHAL ve KHK’ların getirdiği siyasi hakimiyeti sağlayabilmek ve başkanlık sistemine geçebilmek için. Bu yolda da devlet mekanizması içindeki tüm asker ve istihbaratçıları kullandılar.
 
O akşam 240 kişi hayatını kaybetti. Bu insanlar boşu boşuna mı öldüler yani?
 
15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’nin dönüşümü için bir başlangıç noktası oldu. Evet, bu insanlar kutsal amaçları uğruna hayatlarını kaybetmiş olabilir fakat rejim değişikliğini hayata geçirmek gayesinde olanlar, değil 240, 240 bin kişinin ölmesini bile umursamazdı.
 
Az önce askerlerin kullanıldığını söylediniz. Cemaat ile ortaklığı sona eren Erdoğan’ın, ulusalcılarla ittifak yaptığı konuşuluyordu. Siz de böyle bir ittifaktan mı söz ediyorsunuz?
 
Tam olarak ittifak yaptıklarını söyleyemem. Ancak mevcut şartlar dahilinde Erdoğan’a destek verdikleri çok belli. Burası Türkiye, yarın ne olacağı hiç belli olmaz. 15 Temmuz’la birlikte ordu mensuplarının maruz kaldığı hakaretler, askeri birliklerin önüne çekilen belediye kamyonlarıyla yapılan şovlar bir kenara not edilmiştir. O geceden sonra askerler utancından kamuflaj giyip sokağa çıkamaz oldu. Tutuklanan askerlerin tamamı FETÖ’cü değil. Bir sürü insanı mağdur ettiler. Bu mağduriyetin de bir ateşi, bir faturası çıkar elbet.
 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.