Erdoğan’dan AB’ye Yanıt: Size Ne!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'daki toplu açılış töreninde konuştu.

Erdoğan’dan AB’ye Yanıt: Size Ne!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'daki toplu açılış töreninde konuştu.

26 Kasım 2016 Cumartesi 20:13
Erdoğan’dan AB’ye Yanıt: Size Ne!

Erdoğan, AB'nin OHAL eleştirilerine de sert yanıt vererek, "Türkiye, yaşadığı darbe girişimine ve terör eylemlerine rağmen OHAL'in henüz 3. ayında. Belki 3 ay belki üstüne 3 ay daha uzatacağız. Size ne ya, bunun kararını parlamento verir, hükümet verir" dedi. Erdoğan'ın sözleri ondan saatler önce konuşan ve OHAL'in bitişi için "2017'nin başı" ifadesini kullanan Başbakan Yıldırım'a da yanıt olarak değerlendirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, idam tartışmalarına ilişkin olarak, bir kez daha görüşlerini yinleyerek, “Ben Hans’ın ağzına, George’nin ağzına bakarak karar vermem, ben halka göre karar veririm. Halkım idam mı diyor, parlamentoya gelir. Parlamento da idam diyorsa bana gelir. Ben de bu kararı onarım” dedi. “Şimdi AB’deki birileri ‘Niye idam istiyorsunuz’ diyorlar. Sana ne” diyen Erdoğan, “Benim 248 tane şehidim var. Bekâra karı boşamak kolaydır, benim 2193 gazim var. Bunlar rahat, dert değil, dert değil…” ifadesini kullandı. Erdoğan, AB’nin OHAL eleştirilerine de sert yanıt vererek, “Türkiye, yaşadığı darbe girişimine ve terör eylemlerine rağmen OHAL’in henüz 3. ayında. Belki 3 ay belki üstüne 3 ay daha uzatacağız. Size ne ya, bunun kararını parlamento verir, hükümet verir” dedi.

İstanbul’da konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Hiçbir güzelliğe bedelsiz sahip olunmuyor. Türkiye sahip olduğu muhteşem tarih ve medeniyet mirasıyla dünyada eşine ender rastlanacak bir ülkedir. Fatih burada yatıyor, Yavuz Selim burada yatıyor. Eyüp Sultan hazretleri burada yatıyor. Ve Anadolusu ile Avrupası ile burası bir başka şehir. Anadolu’ya adımımızı attığımız, ilk devletimizi kurduğumuz yıllardan beri bu coğrafyayı elimizde tutmak için kan döktük, gerektiğinde can verdik. Bu mücadelenin tek bir günü bile boşa geçmemiştir. Biz de 40 yıllık siyasi hayatımız boyunca Selçuklu’dan Oslamanlı’ya, oradan Cumhuriyet’e uzanan şanlı tarihimize layık olmak için çabaladık. Hamd olsun milletimizin desteğiyle İstanbul’a 4.5 yıl hizmet etme şerefine eriştik. Belediye başkanlığımdan haksız, adaletsiz, hoyrat bir şekilde ayrılmak zorunda kalınca arkadaşlarımızla birlikte partimizi kurduk. 16 ay sonra milletimiz bizi ilk seçimde, hem de ezici bir meclis çoğunluğuyla, yüzde 63 ile iktidara getirdi. Geçtiğimiz hafta, 19 Kasım, hükümeti filen devralmamızın 14. yılını geride bıraktık. Bu 14 yıl boyunca içeride ve dışarıda bize kurulan tuzaklarla engellerle mücadele ederken, bir yandan ülkemize eşi benzeri görülmemiş hizmetler getirmenin çabası içinde olduk. Adalette, sağlıkta, emniyette, sosyal ve insani yardımlarda, savunma sanayiinde, şehirleşmede, her alanda devrim niteliğinde reformlar yaptık. Her biri cumhuriyet tarihinde yapılan hizmetlerin kat ve kat fazlası eden hizmetleri anlatmaya kalksam aylar yetmez. Biz gece gündüz alışırken birileri de sürekli ayağımıza çelme takmaya çalışıyor. Amaçları Türkiye’nin hızlı büyüme sürecinden, her alanda kendi kendine yeterli hale gelen, tüm mazlumlara el uzatan ülke yolundan alı koymaktı.

“HANS’IN GEORGE’UN AĞZINA BAKARAK DEĞİL, HALKIMA GÖRE KARAR VERİRİM”

Türkiye bir ateş çemberinden geçiyor, bu mücadelenin adını doğru koymak lazım yeni bir kurtuluş savaşı veriyoruz. İçinde bulunduğumuz durumun tek adı budur. Tek cephede de değil, askeri, siyasi, askeri, sosyal, ekonomi her alanda veriyoruz bu mücadeleyi. Gezi ile ülkemizin belli kesimlerini tahrik ederek kaos çıkarmak istediler. Bu ahlaksızlara, bu terbiyesizlere sorun, hayatınız boyunca bu ülkeye kaç tane ağaç diktiniz? Biz, milyonlarca değil, milyarca fidan diktik. Biz bunu yaptık. Ve şu anda bu diktiğimiz fidanlar, bu ağaçlar her yerde yeşeriyor, büyüyor. Bunlar Taksim’de tuttular, 12-13 tane ağacın yeri değiştirildi yeri. Bunun için neler yapmadılar hatırlayın. Bunlar her şeyi yaparlar niye? Cibiliyetleri gereği budur da ondan. Tuzağı çabuk gördük, kararlı bir duruş sergileyerek bu saldırıyı boşa çıkardık. Ardından 17-25 aralık emniyet, yargı darbesi geldi. Yani FETO. Bu ahlaksızlar yolsuzluk, hırsızlık dediler. Bu ülkeyi ayakta tutan ne kadar siyasi ve ekonomik dinamik varsa hepsine saldırdılar. Oysa yolsuzluk, hırsızlık bunlardaydı. Ülkenin iş adamlarını tehdit ediyorlardı. Bunları yaptılar. Kardeşlerim, idam konusuyla ilgili düşüncelerimi hep söyledim; ben Hans’ın ağzına, George’nin ağzına bakarak karar vermem, ben halka göre karar veririm.
Halkım idam mı diyor, parlamentoya gelir. Parlamento da idam diyorsa bana gelir. Ben de bu kararı onarım, bunu açıkladım. Şimdi AB’deki birileri “Niye idam istiyorsunuz” diyorlar. Sana ne. Demokrasi milli irade değil mi, milli irade bunu istiyorsa, vekillerine bunu emrediyorsa, vekiller de bunu istiyorsa bunun geleceği yer cumhurbaşkanı. Ben de kararımı bu istikamette veririm. Niye? Çünkü benim 248 tane şehidim var. Bekâra karı boşamak kolaydır, benim 2193 gazim var. Bunlar rahat, dert değil, dert değil… Benim parlamentom yakılıp yıkılacak, Boğaz Köprüsü bombalanacak, orada 36 tane insanımız şehit olacak. Bunlar hala utanmadan, sıkılmadan böyle bir şey isteyemezsiniz diyecekler.

“İKTİDAR PARTİSİ VE MHP ORTAKLAŞA BİR ÇALIŞMA İÇİNDE”

Milli irade ne diyorsa odur, parlamento da ona göre kararı verecektir. Şimdi anayasa değişikliği hazırlanıyor değil mi. Şu anda da görüldüğü kadarıyla iktidar partisi ile MHP ortaklaşa bir çalışmayı sürdürüyorlar. Temenni ederim ki isabetli, hayırlı bir adım atılır. Bu atılacak adımla da anayasa değişikliğine bu iki partinin milletvekillerinin oyları yetmiyor. Ana muhalefetten de destek gelirse parlamentonun içinde hallolur. İktidar partisi ve MHP ne diyorlar? Öyle olmasa bile millete götüreceğiz diyorlar. Milletimizin ne diyeceğini ben biliyorum, evelallah milletim bundan önce yüzde 72 ile yüzde 52 ile nasıl anayasa değişikliği yaptıysa burada da destek vererek bu değişikliği yapacaktır.
Artık bunlara gereken dersi ilk yapılacak seçimde vermeniz lazım. Suriye ve Irak’taki güvenlik krizini ülkemize taşımak için DEAŞ’ı kullanarak canlı bomba eylemleri yaptılar.  Bölücü terör örgütünün ele başı da “Bunlar bizim üyelerimiz” dedi. Yok öyle bir şey.  Bunlar aynı akraba.
Şu anda Cerablus’u DEAŞ’tan kurtardık, El Rai’yi kurtardık. El Bab’ı da kurtarıyoruz. Buraları gerçek sahiplerine teslim ediyoruz. 15 Temmuz darbe girişimi, son 3 yılda maruz kaldığımız saldırıların en alçakçasıydı. FETÖ ihanet çetesi, namuslarına emanet edilen silahları milletine çevirdi. Bu darbelerin her biri, politik hayatımızda halkımızın gönlünde derin acılar bıraktı, fakat bunların hiçbiri 15 Temmuz kadar büyük birer ihanet değildir. Yine diğer hiçbir darbe girişiminde devletin silahlarıyla millet katledilmemiştir. O nedenle bunu büyük bir terör saldırısı olarak kabul ediyoruz. 15 Temmuz, asker elbisesi giymiş hainler tarafından gerçekleştirilmiş olması sebebiyle cunta girişimidir. Türkiye, tarihinde ilk kez böyle bir şeyle karşılaştı.
Milletimiz demokrasiye bağlılığını tüm dünyaya gösterdi, Pensilvanya’ya da gösterdi ha. Pensilvanya’nın takımı nerede, ya cezaevlerinde, ya da yurt dışına kaçtılar. Onlarla hesabımız var, hukuk neyi emrediyorsa bunun bedelini ödeyecekler. 248 şehidimizin, 2193 gazimizin bedelini ödeyecekler. Bunlar kopya çekerek devlete sızdı. Kimlerin kimlerin haklarını yediler. Kopyacılığın bedelini ödeyecekler. Beni havalimanında karşılayan, ailemi bakanlarımı sarıp sarmalayan milletimize ben hakını ödeyemem. FaceTime’ın bu görüntüleriyle meydanları dolduran milletime şükranlarımı sunuyorum.

“OHAL BELKİ 3 AY DAHA UZAYACAK, SİZE NE?”

Kardeşlerim içeride FETO’nun PKK’nın teröristleriyle mücadelemizi kesintisiz sürdürüyoruz. PYS ile YPG ile tüm mücadelemizi sürdürüyoruz. İşte AP’nin aldığı son kararı gördünüz değil mi, şimdi onlar da dünyada tekrar izlesinler, neymiş efendim Türkiye’de oHAL varmış, teröristlerin üzerine çok sert gidiliyormuş, terör örgütleriyle ilişkili olanlar görevlerinden alınıyormuş, idam cezasının geri getirilmesi tartışılıyormuş, medyaya kısıtlama varmış, vize serbestisinin 72 şartından 7’si yapılmamış. Savunma sanayine yönelik silah veriyorlarmış da artık ambargo koyacaklarmış. Türkiye gibi topraklarında neredeyse terör eylemi yapılan ülkeye, mücadeleyi bırak demek dükkanı kapat git demiştir. Ey AP, terör örgütüne çanak mı tuttunuz hayır olsun. Hani PKK terör örgütü olarak ilan edilmişti? Siz nasıl böyle bir karar alırsınız ya, terör örgütlerine çanak tuttuğunuzun farkında mısınız? Fransa 3 ay, 3 ay, 6 ay uzattı. Siz Fransa ile böyle bir karar aldınız mı? Fransa seçimleri sebebiyle yeniden uzatmayı düşünüyorlar. Türkiye, yaşadığı darbe girişimine ve terör eylemlerine rağmen OHAL’in henüz 3. ayında. Belki 3 ay belki üstüne 3 ay daha uzatacağız. Size ne ya, bunun kararını parlamento verir, hükümet verir. Bu ülkeyi AP mi yönetiyor hükümet mi yönetiyor, size ne. Haddinizi bilin haddinizi. Geçti o, bunlar mazide kaldı. Avrupa’da hangi devlet ülkemizin şartlarında bulunsa değil OHAL ilanı, çok daha ağır yaptırımlara gider. “Başınıza ne gelirse gelsin sesinizi çıkarmayın” demeye getiriyorsa hiç kusura bakmasınlar.
Seçimlerde oylarınızla, 15 Temmuz’da olduğu gibi gerekirse canlarınızı ortaya koyarak bizi desteklediniz, yarıda bırakmadınız. Yüzde 34 ile yola koyulduk, yüzde 50’ye ulaştık. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de yüzde 52 ile bu kardeşinizi cumhurbaşkanı yaptınız. Hak bildiğimiz yolda yürümekten hiçbir güç bizi alıkoyamaz. Batı’dan gelen hiçbir kuru sıkı tehdit bizi bu ülkenin menfaatini savunmaktan alıkoyamaz. Koridorları terör örgütü militanları posterleriyle süslü AP’de alınan kararlarla Türkiye’yi hizaya sokacaklarını zannedenler büyük bir yanlış içindeler. Türkiye ve bu aziz millet sizin bu ilkesiz tutumunuz karşısında asla geri adım atmaz.

CAN DÜNDAR’A GÖNDERME: TERÖRİST, KÖŞE YAZARI MÜSVEDDESİ

İşte bir tane terörist, köşe yazarı, köşe yazarı müsveddesi, 5 yıl 10 aya mahkum oluyor, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor ve kaçarak Almanya’ya gidiyor. Almanya da bunu ağırlıyor. Çıkmış İngiltere televizyonlarında Fransa televizyonlarında Türkiye’yi açık hava hapishanesine benzetiyor, ya bu nasıl hapishane ki sen bu kadar kolay kaçıp gittin ya. Demek ki bu ülkede öyle bir hukuk var ki seni tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıyor ve kaçıp gidiyorsun. Niye kaçtın? Karakter meselesi bu karakter. Benim için gazetesinde “Diktatör” diye manşet attı. Sen diktatörün olduğu ülkede kaçıp gidebilir misin ya. Bu ülkede diktatör olsaydı kim bilir sen hangi zindanlarda olacaktın. Batı bu işte bu, bunları koyunlarında besliyorlar. Bunlara yaptıkları konuşmalarla Türkiye’yi çökerteceklerini düşünüyorlar. Türkiye daha da güçlenecek be.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DİYE ÖTÜYORSUNUZ…”

Gazeteciler, köşe yazarları bunu iyi dinlesin. AP 23 Kasım tarihinden hemen önce bir karar aldı. Kararın adı propagandaya karşı AB stratejik iş birliği. Bu karar önemli. Bu karar medya özgürlüğü, ifade hürriyeti açısından AB’nin bize dayattığı ölçülerin tam tersi tavsiyelerle dolu. AP, konu kendi çıkarları olunca ne kadar tehditkar olabileceğini bu kararla ortaya koymuştur. Herkese, AB’ye ilişkin eleştirilerimiz konusunda ahkam kesenlere bu kararı okumalarını tavsiye ediyorum. Kararda ne diyor, nefret, şiddet ve savaşın kışkırtılması ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Sizde olunca ifade özgürlüğü olunca bizde olunca niye kılıf uyduruyorsunuz? Biz terör örgütü övenler hakkında yaptırım uygulayınca bize “İfade özgürlüğü” diye ötüyorsunuz. Bizde olanlar ne? Bizde olanlar dezenformasyon değil mi? Bu kavramlar bizim yıllardır yaşadığımız sıkıntıları ne güzel ifade ediyor değil mi? Bu propagandaya karşı geliştirilecek stratejik iş birliğinde savunmacı değil, saldırgan olmaları isteniyor. Tüm bu ifadeler olayları çarpıtmayı, Rusya ile iş birliğini parçalayıp, üyeleri itibarsız hale getirmeyi, bölmeyi amaçlayan propagandalara karşı iş birliğine karşıymış. Biz bu kararı her şeye rağmen isabetli buluyoruz, saldırı konumunda bulunma teklifini dahi gayet yerinde buluyoruz. Bir gün öncesinde bu karara imza atan bu parlamento ertesi gün Türkiye’yi basın, medya ve ifade özgürlüğüne yönelik sert uygulamalardan dolayı eleştiriyor. Biz bu ve o kararı veren kararı ciddiye almadığımızı söylediğimizde beyefendilerin morali bozuluyor. Siz kendinizi ciddiye almıyorsunuz ki ya. Kim ne derse desin, biz kendi yolumuzda ilerlemeye devam edeceğiz. Bu yolda AB bizimle birlikte olsa hem o kazanır hem biz kazanırız. AB “Ben illa başka yolda ilerleyeceğiz” diyorsa biz de kendimize yeni yol arkadaşları bulur, gerekirse tek başımıza yolumuza gideriz. Yavuz Sultan Köprüsü’ni, Marmaray’ı, Osmangazi Köprüsünü biz AB ile mi yaptık? Kendimize yeni yol arkadaşları bulduk, dimdik ayakta durduk.
 

Son Güncelleme: 26.11.2016 20:16
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.