Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ersat Salihi'den TÜRKSAM'a Çok Önemli Açıklamalar...  “Bizim Toprağımız Üzerinde Kimse Bir Şey Yapmasın”

Irak’ta son dönemde yaşanan gelişmelerden en fazla etkilenen kesim Türkmenler... Irak’ın kuzeyinde 25 Eylül’de yapılması Barzani yönetimi tarafından planlanan referandumda Türkmenlerin konumu kritik bir önem arz ediyor. Irak’taki terör gruplarından büyük zarar gören ve baskılar altında varlıklarını kısıtlı imkanlarla korumaya çalışan Türkmenlerin Türkmeneli için mücadelesi de bir yandan devam ediyor.

Türkmenler ve Irak içerisindeki birçok kesim referandumun Irak’taki yasalara aykırı olduğunu belirterek tepki gösterdi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Irak’ta yapılacağı açıklanan referanduma yönelik değerlendirmede bulunarak “Referandum meselesi, Irak’ın toprak bütünlüğüne tehdit teşkil eden bir gelişme olacaktır” dedi ve yanlış bir karar olduğunu vurguladı. Irak Başbakanı Haydar el İbadi de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) bağımsızlık referandum planına ilişkin "Referandum yasal değil ve bunu tanımayacağız" ifadelerini kullandı. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Haley, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin yapmayı planladığı "bağımsızlık referandumu"ndan kaygı duyduklarını açıkladı.

Irak Türkmen Cephesi Lideri ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, Irak’ın kuzeyinde Barzani tarafından yapılması planlanan referandum öncesi Irak’taki gelişmeleri buna verilen tepkileri, Türkmenlerin son durumunu ve yapılması gerekenleri TÜRKSAM için değerlendirdi.

“Irak’ın Toprak Bütünlüğünün Tehdidi Söz Konudur”

Irak Türkmenleri, krizin içinde Orta Doğu’nun en büyük sıkıntısını yaşayan millettir. Bu da şimdinin etkisi değil yüz yıllık bir terk edilmesinin neticesindedir. Yani yüz yıldır kaderine bırakılan bir millet bugün işte acı bir durumla karşı karşıyadır. Son durumda, özellikle Irak’ın toprak bütünlüğünün tehdidi söz konudur. Siyasi partiler, Şiisi, Sünnisi, Kürtleri tabii bunların hepsinin ister istemez bir projeleri yine de bir Türkmen bölgesinin üzerinde gerçekleşmektedir. Burada yaşanan bu gerginlik ve Irak Türkmenlerinin durumu kesinlikle daha kötüye giden gidişatı göstermektedir. Irak Türkmenlerinin siyasi durumları, güvenlik durumları, sosyal hayatları bile etkilenmiştir. Yani bir Türkmen ailesinin sosyal hayatının medeni bir hayat olduğunu herkes bunu biliyordu ama bugün sosyal hayatı bile etkilenmektedir. Güvenlik açısından bakıldığında isi özellikle Türkmen bölgelerinde Kerkük ve Turhurmatu’da evlerine olan saldırılar yağmacılar, silahlı kişiler tarafından polis teşkilatının zayıflığı, Kerkük’ün haricinden dışından gelen silahlı örgüt mensupları siyasi partilerin desteğiyle gerçekleştirilmektedir. Burada birileri de sorabilir “Neden Türkmenler mukavemet etmiyorlar?” Mukavemet de var; ama devletin elinde olan silahlar olan imkanlar olan yetkileri, özellikle Kürt siyasi partileri tarafında olanlar, mutlaka Türkmenlerden daha çoktur. Bunun neticesinde kamu binalarının içinde olan hükümet mensupları da daha çok Kürt partilerine yakın olduklarından dolayı kesinlikle Türkmenlerin güvenlik, sosyal, ekonomik durumları kötü olabilir. Şu anda Türkmenlerin ekonomi durumları herkesten farklı olduğu için çok zayıf bir durumdadır. İşadamlarının kasar olması, Kerkük Türkmen bölgelerinde pazarın, çarşının, ekonominin diğer tarafların elinde olması Kerkük petrolünün çalınıp satılması bunların hepsi genellikle Türkmenlerin hayatlarını etkilemiştir.

“1959 Senesindeki Katliam Tekrar Kerkük’te Yaşatılmaktadır”

‘59 Katliamı bir gün için yapılmıştır. Yani bir gün ‘59 Katliamı’nı yapan gizli ajandalar, Türkmenler ayakları üzerinde durmasınlar diye yapmıştır. O döneminde içinde Türkmenlerin bir milli davaya sarıldıklarından dolayı odezaman Türkmenlerin üzerine ‘59 Katliamı gerçekleştirilmiştir. Bir gün ‘59 Katliamı’nın başka bir yüzü şu an Kerkük ve Türkmen Bölgeleri’nde gerçekleştirilmektedir. Sürekli Türkmenlerin toplu halde görünmesinden karşı taraf rahatsız olmaktadır ki, ‘59’da da aynen Türkmenler bir yürüyüşe çıkarken Bağdat’taki Cumhurbaşkanı General Abdülkerim Kasım’ın teyidi için çıkan Türkmen insanlar; buna rahatsız olan yasadışı taraflar bunun yanında o zamanın Kürt komünistleri bu işlere kalkmışlardır. Biz şu anda mukayese etmiş olursak aynen bu şekilde bu gibi bir tablo Türkmen bölgelerinde çizilmektedir. O zaman Kürt komünistler bunu yapmışlarsa tabii bu defa Kürt partilerinin de desteğiyle bu defa artık PKK tarafından uygulanan bir şey olabilir; ama eninde sonunda bundan ne Kürt komünistler zarar çeker ne PKK’lılar zarar çeker. Bundan zarar çeken uygulayan ve destekleyen taraflar da Kürt partileridir. Onun için burada tekrar onlara söylüyoruz ki; “Eskiden yaptığınız hatayı tekrar yapmayın!”. Dün Kürt kanadına aynısını Rudaw kanalına bunu söylemiştim. Bizim gördüğümüz ‘59 senesindeki katliam tekrar Kerkük’te yaşatılmaktadır.

“Bizim Toprağımız Üzerinde Kimse Bir Şey Yapmasın”

Kürtlerin arasında bir gerginlik vardır. Kuzey Irak’ın içinde dört tane hükümet bulunmaktadır. Erbil Hükümeti bir; Barzani’nin başkanlığında, Süleymaniye’de Talabani’nin başkanlığında bir hükümet iki, Gorancıların başkanlığında bir hükümet üç, Halepçe Bölgesi’nde İslamcıların başkanlığında bir hükümet dört. Artı KYB’nin içinde Kürtdistan Yurtseverler Birliği Partisi’nin içinde birkaç taraf vardır; Kerkük Valisi bir taraf, Kosrat Resul bir taraf, Hero Han Talabani’nin hanımı bir taraf… Demek ki bunların hepsi parçalanmış taraflardır. Bu parçalanmış taraflar düşündüler ki, bir araya gelmeleri için bir olay yaratmaları lazımdır. O yüzden bayrak krizini yaratmışlardır. Yoksa Kerkük Valisi görevinden kendi partisi tarafından alınmasına birkaç gün kalmıştı.  Onun neticesinde -özellikle Kerkük Valisi- bu bayrak kriziyle kendilerini bir araya toplamak istemişlerdir. Referanduma gelince Barzani’nin sorunları, Gorancılardan olan sorunları ve kendisine bir fırsat vermek için referandum konusunu Kürtlerin bir milli görüşü olarak adresine getirmişlerdir. Ta ki, yine de bir zaman kaybetsinler, oradaki Kuzey Irak’taki oradaki olan kendi problemlerini Irak sahasına ve bizim bölgelerimize aktarmak için bu referandum kararı alınmıştır.. Bu referandum genellikle Irak’ın komşu ülkeleri, Kürt partileri, Amerikanlar, Birleşmiş Milletler, Irak Hükümeti, siyasi taraflar ve Türkmenler, Araplar tarafından reddedilen bir projedir. Bizim toprağımız üzerinde kimse bir şey yapmasın. Eğer birisinin toprağı var ise, kendi toprağı var ise kendi toprağının üzerinde otoritesini korumak isterse onu bilmesi lazımdır. Türkmen’in toprağının üzerinde bu otoritenin kabul edilmesi bir ihtilal sayılır. Bu eğer zorla olursa kesinlikle o ihtilale karşı mukavemet de olması lazımdır. Biz referandumu demin de açık bir şekilde reddettik ve reddetmeye de devam ediyoruz ama tekrar bunu da söylüyoruz. Kürtlere söylüyoruz ki; “Yanlışlık yapmayın. Emrivaki siyasetini yapmayın. Eğer isterseniz bu bölgede barış, huzur; gelin anlaşalım. Ortak bir yaşam üzerine anlaşalım ama bizim üzerimize emrivaki siyasetini kabul etmiyoruz. Eğer bu bölgede siz birinci milletseniz, biz de birinci milletiz. Burada yoktur birinci millet ikinci millet. Hep beraber bir milletiz. Gelin, oturalım, anlaşalım ama emrivaki siyasetini bölgemizin üzerine farzetmeyi kesinlikle kabul etmiyoruz.”

“Hukuki Yollara Başvurduk”

Bayrak konusuna gelince… Biz hukuki yollara başvurduk. Kerkük Vilayet Meclisi’nde bu bayrağın yasal olmadığı belirtildi ve bu kararın Bağdat tarafından kabul görülmemektedir. Şu ana kadar iki bin iki mahkeme oturumu gerçekleşmiştir. Mahkeme iki defa bunun ertelenmesine karar vermiştir. Bir; kendi mahkemeleri tarafından, iki; Kürt vekilleri tarafından…. Biz yine de bunu bırakmışız mahkeme kararları için. Mahkeme kararlarının sonucuna bizim saygımız vardır. Eğer söylerse, Kürt bayrağı Kerkük’te şerridir yasaldır, biz Bağdat’ın kararına saygı gösteririz; ama eğer karar mahkemeden bunun şerri olmadığı çıkmış olursa diğer Kürt partilerinin de ona saygı göstermeleri lazımdır. İş şu anda yargıç yanında, Bağdat’taki mahkemeler yanında mahkemelerde bu iş tartışılmaktadır.

“Direnmemiz, Türk Dünyası, Tüm Anadolu İçin!”

Hiç kimsenin yaklaşımı Türkmenlerin yanına Türkiye gibi olmaz, insanı gibi olmaz. Türk coğrafyasında yaşayan insanın ancak Türkmen halkına yaklaşımı olur. Yoksa ne ABD’nin ne Rusya’nın kesinlikle Türkmenlerle ilgili olan ciddi bir yaklaşımlarını görmedik. Biz bu hususta Türk dünyasından da bu desteği mutlaka görmek isteriz. Türkiye’deki halkımızdan ne kadar bu desteği görmüşüz, biz bu savaşı Türk Dünyası’ndaki, tüm Anadolu’daki sizler için yapıyoruz. Direnmemiz sizin içindir, kendimiz için değil. Biz sizin ön planda olan askerleriniziz. Bu topraklar hep dedeler toprağıdır, beraber bunu korumamız lazımdır. Şu anda biz koruyoruz ama desteksiz korunmaz. Onu da herkesin bilmesi lazımdır.

“Bir An Önce Telafer’in Kurtarılması İçin Çalışıyoruz”

Türkmenlerin DAEŞ’den kurtulması bizim için ciddi bir sevinçtir. Çünkü DAEŞ bu topraklardan gitmiş olursa kesinlikle Türkmenler coğrafi yerlerine dönerler. Esasen bizim problemimiz coğrafi, idari, siyasi, ekonomik bir problemdir. Burada tabii, DAEŞ gittikten sonra mutlaka Türkmenler göçmen olarak kendi bölgelerine dönerler. Önde gelen ilçemiz Telafer ilçemizdir. Bir an önce onun kurtarılması için çalışıyoruz. Özellikle de Türkmenler bu işe çok sıcak bakmaktadırlar. DAEŞ bir gün önce buradan gitmiş olursa kesinlikle bir gün önce de Türkmenler kendi topraklarına dönecekler.

“Bizim İçin Tehlikeli Olan Bölge Şu Anda Suriye’nin İçindeki YPG’nin Bölgesidir”

Telafer’de IŞİD, şu anda o bölgelerde hakimdir. Ne yazık ki Telafer’in büyük bir kısmı az az Suriye bölgesinde acı bir manzaraları yaşamışlardır. Telafer’den çıkarken sivil kişiler yolda soyguncuların, PKK’lıların, YPG’nin etkisinde kalmışlardır. Ondan dolayı bizim için tehlikeli olan bölge, şu anda Suriye’nin içindeki YPG’nin bölgesidir. Çünkü oralar o bölgelerde aynısı Türkmen Telafer’i üzerinde bir oyun oynanılmasının ciddi bir tehlikesini takip etmekteyiz.

“Bayırbucak’tan Başlayıp Mendeli’de Biter”

Bu harita, bu bölge Türkmeneli Cephesi haritasıdır. Bayırbucak’tan başlayıp Mendeli’de biter. Ne  yazık ki, bu Türkiye’nin de milli güvenliğini, Türk varlığının da milli güvenliğini kapsayan bir haritadır ama maalesef ona ciddi bakılmamıştır. Ne olursa olsun şu an mevcut olan varlığımızla eğer biz Irak Türkmenleri olsun, Suriye Türkmenleri olsun kesinlikle bunun üzerinde durmamız lazımdır. Nasıl bir YPG, PKK Suriye’nin içinde bir oluşum, coğrafi bir oluşum gerçekleştirip ondan sonra bunun uzantısı Irak’ın içinde Sincar, Mahmur, Kerkük, Davuk, Tuzhurmatu, Diyala bölgesine gidiyorsa aynı harita aynı bölge Türkmen bölgesinde, Bayırbucak, Azez, Tel Abyad, Kamışlı, Telafer, Erbil, Altınköprü, Kerkük, Tazehurmatu, Davuk, Tuzhurmatu, Amirli, Bakubatya, Zırbatıya, Mendeli de bizim bölgemizdir. Bu bölge Türkmen bölgesidir, İpek Yolu bölgesidir. Bunu herkes önceden görmesi lazımdır. Osmanlı İmparatorluğu bu bölgelerin içinde kendi sınırları güvenlik içinde olsun diye zamanında Türkmenleri burada nasıl güçlendirmişse durum artık aynısıdır, mislidir. Türkiye’nin de şu anda mevcut olan güvenliği Türkmen bölgeleri Suriye ve Irak bölgesinin içinden başlayan bir haritadır.

“Biz Birbirimizle Güçlüyüz”

Milli görüşe sahip olan insanları bir araya çağırıyorum. Bizim lüksümüz dağılmakta değil, bizim lüksümüz birleşmektedir. Milli görüşe sahip olan kişiler, Turan iline inanan kişiler, Nihal Atsız’ın, Alparslan Türkeş’in, Ziya Gökalp’in öğrencileri olanlar o vesile ile milli görüşe hep beraber inanmışsak bir olmalıyız. “Bozkurt”un haricinde bir şey bizi toplamaz. Ancak Turan ili bütün Türk dünyasını toplar. Ama biz Türkiyemizin içinde birbirimize karşı gelip birbirimizin karşısında farklı görüşlerden çıkmış olursak o zaman tablomuz zayıf olup karşı tarafın üzerimize kontrol etmesi söz konusu olur. Üç Hilal vesilesi ile Türk varlığıdır, medeniyettir, huzurdur bunların hepsi bizi yaşattıracaktır.  Bakınız biz birbirimizle güçlüyüz. Bizim karşımızda olan tehdit o kadar büyüktür ki hepimizi bir araya çağırır, bir bayrağın altında toparlanmamız lazımdır. Milli varlığımızın devamını Cenabı Hak’tan niyaz ettiğimiz zaman eli güçlü, omuz omuza dayanıp hep beraber bu hareketi etmiş olursak bu hareketle yola çıkmış olursak bence yolumuz aydınlık olur. Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.