Birkaç gün sonra Coşkun mahallenin layt mütedeyyin kızı Fetoş’u kolluyordu. Fetoş hep mahalledeki asker, polis ve hâkimlerle takılmayı seviyordu. Takıldığı arkadaşlarını seviyor ama çok sünepe ve sümüklü buluyordu. Ayrıca Fetoş’un Vaşington’da bir Amerikalı sevgilisi de vardı aslında. Ama mahallede serbest serbest dedikodu yapıp kumpas kurması için, lazım olduğunda pis işlerini görecek yerli, güçlü kuvvetli karizmatik bir damızlığa da ihtiyacı vardı. Fetoş, Coşkun’u fazla uğraştırmadı. Hemen boynuna dolanıp beraber yürümeye başladılar. Mahalleden kasıla kasıla gururlanarak fener alayı gibi geçtiler. Ne de olsa Fetoş kızımız layt dindardı ve utanıp sıkılmasına gerek yoktu. Cami cemaati bile bir şey demezdi. Esnaflar, memurlar, polis ve askerler onları kucak kucağa gördüler. Fetoş’un takıldığı takım hep bir ağızdan “Aslan enişte, helal sana! Yakışır Ablamıza!” diye tezahürat yaparken, mahallenin kendi halindeki yorgun demokrat kalem efendileri ise bu birlikteliği endişeyle izliyorlardı.

Coşkun Fetoş’la evin kapısına geldiğinde Fetoş önce içeri girmek istemedi. Coşkun ısrar edince Fetoş ağzındaki baklayı çıkarıverdi. “Evin tüm odalarının anahtarını bana teslim etmezsen, arkadaşlarımı memnun etmezsen seninle aynı evde oturmam.” dedi. Coşkun zavallı ne yapsın. Tam kızı eve atacak, iyice azmış ama kız nazlanıyor. Bu işin dini imanı olur mu? Yandım yandıma düşmüş. “Tamam kız, feda olsun sana, bu ev senin itin olur, bütün evi sana teslim edeceğim, sen de arkadaşların da istediğiniz gibi kullanın, yeter ki sen bir içeriye gir, bir dudak ver hele.” dedi. Fetoş salına salına içeri girdi. Başköşeye yerleşti. Önce beraberce namaz kıldılar, ilahiler söyleyip gözyaşı döktüler. Sonra Ergenekon ve Balyoz şurubundan yapılmış hizmet şerbeti içip Allah ne verdiyse. Coşkun’un evi artık Fetoş kızın olmuştu. Fetoş evdeki eşyaları istediği gibi değiştiriyor, beğenmediklerini sokaktaki çöpe atıyor, kendine gıcır gıcır aşk oyuncakları alıyordu.
 
Coşkun’la Fetoş’un birliktelikleri bayağı bir sürdü. Beraber yatıp beraber kalkıyorlardı. Bu arada Fetoş mahalleyi haraca bağlamış, küpünü iyice doldurmuştu. Coşkun’a güvenip esnafa, işadamına, memura çökmüştü. İstediğini mahallede yaşatıyor, istemediğini mahalleden kovuyordu. Gerekirse dedikodu ve iftira ile sevmediklerinin adını çıkarıp mahalleye rezil rüsva ediyordu. Dokunanı yakıyordu. Herkes korkudan sinmişti. Fakat Coşkun’la yavaş yavaş arası açılmaya başlamıştı.  Coşkun bazen kafası bozulup diğer mahalledeki Fetoş’un dostlarına posta koyuyor, durduk yere kavga niza çıkarıyordu. Fetoş “Onlar benim dostlarım, onlara çemkirip durma!” deyince Coşkun daha da azarak bu defa Fetoş’un mahallede takıldığı çocukları da tartaklamaya başladı. Çocukların mahalledeki okul ve dershanelerini taşlıyor, cam çerçeve indiriyordu. Bu, bardağı taşıran son damla oldu. Fetoş “Ben artık dayanamıyorum, Annemin evine gidiyorum.” Diyerek valizini toplayıp evden ayrıldı. Mahalle karakolundaki Fetoş’un tanıdığı polisler tombala oynayıp 17 ve 25 numarayı çekti diye Coşkun’u tutuklamak istediler. Ama başaramadılar. Coşkun hepsini eşşek sudan gelene kadar dövüp kafalarını, gözlerini dağıttı. Fetoş bu defa askerleri yanına alarak Coşkun’un evini bastı. Coşkun’a “Bu ev artık benim, çık git bu evden.” dedi. Coşkun’u korkutmak için evin içine maytap attırdı, çatapat ve mantar tabancası patlattı, evin üzerinde cin uçurtması uçurdu, hayvan barınağının kapılarını açıp bütün köpekleri mahalleye saldı. Ama nafile. Coşkun mahalle camisinden salalar okutup mahalleliyi yardıma çağırdı. Mahallenin yorgun demokratları ve mazbutları sokaklara dökülüp köpekleri kovaladılar ve Coşkun’u Fetoş’un elinden zar zor kurtardılar. Fetoş’la Coşkun artık ayrılmış, geriye sadece aşk dolu ıslak ve ateşli hatıralar kalmıştı. Fetoş mu Coşkun’a, Coşkun mu Fetoş’a tecavüz etmişti, bunu kimse hiçbir zaman öğrenemedi.
 
(Yarın “Abdoş” ile devam edecek…)
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.