Sinan Oğan’ın Best FM Röportajının Tam Metni

MHP’den ikinci kez ihraç edilmesiyle gündem olan Sinan Oğan, Best FM’de Ufuk Karcı’nın sunduğu Konuşan Türkiye programına konuk oldu. İhraç sürecinden Yeni Parti’ye, İşte Oğan’ın açıklamaları

Sinan Oğan’ın Best FM Röportajının Tam Metni

MHP’den ikinci kez ihraç edilmesiyle gündem olan Sinan Oğan, Best FM’de Ufuk Karcı’nın sunduğu Konuşan Türkiye programına konuk oldu. İhraç sürecinden Yeni Parti’ye, İşte Oğan’ın açıklamaları

22 Temmuz 2017 Cumartesi 15:33
Sinan Oğan’ın Best FM Röportajının Tam Metni

Sinan Oğan, Best FM’de Ufuk Karcı ile konuşan Türkiye programına konuk oldu. İkinci kez ihracıyla gündem olan Sinan Oğan, çok önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Oğan’a sorular ve yanıtları:

“Türkiye'nin en iyi radyosu, Best FM'desiniz. Ufuk Karcı ile Konuşan Türkiye'yi dinlemektesiniz kıymetli dinleyiciler. İlk bölümde misafiri zaten sizlere arz etmiştim. Kendisi konuşunca, çok konuşulacak söz söylüyor. Hal böyleyken bugün de öyle olacağına inanıyoruz. Şu ana kadar yaşadığı ve yaşanılan sürece dair kimse ile konuşmadı. İşin bir diğer boyutu da bu. Bizi kabul ettiler sağ olsunlar. Çok mutluyuz. Bu noktada kendilerine müteşekkirim. Efendim, Sayın; Sinan Oğan misafirimiz. Hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

-Milliyetçi Hareket Partisi'nden yeniden bir ihracınız gündeme geldi. Daha önce ihraç edilmiştiniz sonra geri geldiniz, bir kez daha ihraç edildiniz. Şimdi ne olacak efendim?

Onlar ihraç edecek biz geri geleceğiz

Şimdi ne olacak? Mücadeleye devam edeceğiz. Onlar ihraç etmekten yoruluncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz. Onlar ihraç edecek biz geri geleceğiz.

-Yani kapıyı çalacaksınız yine?

“Bizden siyaseten kurtulacaklarını sanıyorlar”

Kapıdan kovacaklar bacadan gireceğiz amiyane tabirle. Milliyetçi Hareket Partisi kimsenin babasının malı değil. Ben siyasete Milliyetçi Hareket Partisi'nde başladım. Ben bu camianın içine doğup büyüdüm. Beni bu camiadan koparmaya kimsenin hakkı yok, gücü de yetmez. O sebep ile biz, Milliyetçi Hareket Partisi içerisinde, Milliyetçi Hareket Partisi tüzüğüne uygun bir şekilde hareket etmek kaydı ile siyaset yapıyoruz. Ancak maalesef ki bizi kendilerine siyasi rakip gördüklerinden, ihraç etme usulü ile bizden siyaseten kurtulacaklarını zannediyorlar. Ama biz daha önce de ifade etmiştik, bizim bir "B planımız" yoktur. Biz siyasetimizi Milliyetçi Hareket Partisi'nde sürdüreceğiz. Bunun için gelin bu inattan vazgeçin. Biz Milliyetçi Hareket Partisi'ni bir adım daha öteye götüreceğimiz iddiasındayız. Bundan siz niye rahatsız oluyorsunuz? Kongre hesaplaşma yeri değil midir? Eğer siz bizden korkmuyorsanız, bizden çekinmiyorsanız, bizi ihraç etmek yerine, yapılacak olan olağan kongremizde çıkın karşımıza, Türk Milleti, Ülkücü İrade, bir bakalım ne diyecek. Bizi eğer ihraç edecekse, talimatlandırılmış mahkeme kararları ile değil, Ülkücü İrade ihraç etsin bizi veya o gün Ülkücü İrade kimi ihraç edecek görelim. 

-Peki Milliyetçi Hareket Partisi'nde bir Ülkücü iradenin kaldığına inanıyor musunuz?

Ülkücü irade Milliyetçi Hareket Partisi’nde vardır ve olacaktır. Ülkücü irade dediğiniz şey Milliyetçi Hareket Partisi'nin yönetim kademesi değil ki tek başına. Ülkücü irade, büyük kongre delegelerinin, kurultay delegelerinin tamamı, il-ilçe başkanlarımız, ocaklarımız, 80 öncesi bu davaya ömrünü verenler, gönlünü verenler, mahalle temsilciliklerimizden tutunuz da ak sakallarımıza kadar, Asenalarımıza kadar, ülkücü irade bunların tamamının genel kurulda ortaya bir irade koymuş halidir. Dolayısı ile hiç kimse kendinin Ülkücü iradenin yerine de koymasın üstünde de görmesin.

-Şu an sizin söyledikleriniz, yönetim anlayışı ciddi bir olaydır o halde?

Maalesef. Milliyetçi Hareket Partisi'nde bugün ülkücü iradeyi temsilden oldukça uzak noktadalar. Biz diyoruz ki kurultay toplansın ve kurultayda herkes aday olsun. Sayın Bahçeli dün ülkücü ülkücü'nün kardeşidir demiş. Evet, biz de onu diyoruz. ülkücü ülkücü'nün kardeşidir. Başbuğ'umuzun bize emanetidir bu sözler. O zaman kardeşin katli vaciptir noktasında ne işiniz var.

-Peki ihraçtan sonra sizi genel merkezden hiç arayan ya da soran oldu mu?

'Yerle bir edecekler"

Yok, genel merkezden maalesef ki olmadı. Teşkilatlardan çok oldu. Genel merkezden arkadaşlarımızla bazen rastlaşıyoruz. İfade ettikleri şu; "Ya biz şimdi mecburen buradayız, sesimizi bazı şeylere çıkaramıyoruz ama kalbimiz sizinle, gönlümüz sizinle." Bu o kadar çok sıradan bir söz haline geldi ki benim için, o kadar çok duyuyorum ki bu sözü. Teşkilatlardan, genel merkezden, üst kurul delegelerinden... O sebeple biz Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucu değerlerinin, kurucular kurulunun, aksakallarının, hapis yatmışlarının, çile çekmişlerinin, bugün onların evlatlarının, torunlarının, Asenaların, il-ilçe başkanlarının, belde başkanlarının, mahalle temsilcilerinin... Yani bir bütün olarak Ülkücü iradenin sağduyusuna biz inanıyor ve güveniyoruz. İnanıyoruz ki, Ülkücü irade, talimatlandırılmış mahkeme kararlarının, bu talimatla alınmış kararlarını kurultay günü yerle bir edecektir.

Bizi ikinci defa ihraç ettiler. Daha önce ihraç ettiler, mahkeme kararıyla geri geldik. İtiraz ettiler, bu defa Yargıtay kararıyla geri geldik. Şimdi ihraç ettiler, mahkeme maalesef ki bizim bütün itirazlarımız reddetti. Bizim ihracımızın alındığı iddia edilen MYK toplantısının yapılmadığını iddia ettik. İmza dolaştırmak sureti ile bu işlerin yapıldığını söyledik. Basit bir şey sunduk. Dedik ki; "Bu toplantının bir çağrısı olmalı." Yani şimdi seyircilerin insafına bırakıyoruz. Mahkemenin aldığı karara bakın. Hakimin, nasıl bir talimat ile bu işi yaptığının ispatını ve delilinin gözler önüne sereceğim.

Bizi ihraç etmek için Merkez Yönetim Kurulu'nun toplanması lazım. Bu toplantının bir usulünün olması lazım. Yani telepati yöntemi ile MYK üyelerinin toplantıya çağırmadılar ise eğer. Ya SMS atmışlardır, ya telefon etmişlerdir, ya davetiye göndermişlerdir yani bir şekilde... Bu MYK üyeleri Balgat'ın bir alt sokağında oturmuyor ki. Türkiye'nin 81 vilayetinde var. "Bunları toplantıya davet etme usulü nedir?" diye sorduk. Partinin avukatı dedi ki "SMS ile çağırdık." Güzel, kabul... O zaman hakime dedik ki; "Lütfen, ilgili tarihlerdeki bu SMS kaydını, ilgili telefon şirketinden isteyelim." Böyle bir SMS gönderildi mi? Gönderilmedi mi? Bizim ispatımız delilimiz olacaktı. Çünkü böyle bir SMS atılmamış. Hakim; " Hayır" dedi, "Gerek yok bunu şey yapmaya, reddediyorum." dedi. Biz toplantı yapılmadı diyoruz. Ayrıca, bazı MYK üyeleri toplantıya alınmıyor. Bakınız, bazı MYK üyeleri muhalif olduğu için toplantıya alınmıyor. Yani bir bütün olarak muhalefet ile hareket ettikleri için, mevcut yapıya itiraz ettikleri için, hakları olmadığı halde, MYK toplantısına, mevcut yönetim tarafından alınmıyorlar. Bu arkadaşlarımız da ihtar çekmişler. Noter aracılığı ile... Biz dedik ki; "Eğer bir toplantıya, olağan kurultayda seçilen MYK üyeleri alınmıyorsa, o toplantı batıldır. O toplantıda alınan kararlar, doğru kararlar değildir. Bu MYK üyelerini şahit gösterdik. Gelsinler, noter kanalıyla biz toplantıya alınmıyoruz kardeşim, bunun içinde ihtar çekiyoruz size. Noter yazılarıyla birlikte gelsinler şahitlik yapsınlar Hakim onu da reddetti. Biz hakimin kötü niyetli olduğunu anladığımız için hakime karşı reddi hakim talebinde bulunduk. Hakim ,reddi hakim talebimizi de reddetti. Şimdi Türkiyede adalet maalesef ki birilerinin oyuncağı haline gelmiş.

-Hukuki anlamda bir çıkar yol bulamıyorsunuz anladığım kadarıyla.

Hukuki anlamda hayır yani en üst merciiye kadar gideceğiz.

-Bireysel başvuru yapacak mısınız Anayasa Mahkemesi'ne?

Mücadeleye devam...

Yargıtaya gideceğiz, anayasa mahkemesine gideceğiz. Biz mücadeleye devam edeceğiz. Zannetmesinler ki iki tane hakime talimat vererek, efendim bazı hakimler özellikle seçilerek, davalarımız oralara düşürülerek alınan talimatlandırılmış kararlarla,  bizi bu camiadan koparacaklarını zannediyorlarsa bizi tanımıyorlar.  Biz mücadelenin içine doğmuş insanlarız. Bizi iki tane talimatlandırılmış hakim kararıyla ne bu camiadan koparabilirler, ne bizi bu mücadeleden koparabilirler. Benim ömrüm mücadeleyle geçmiş. Ben hiçbir şeyi önümde hazır bulmadım. Çocukluğumdan beri çalışan çabalayan didinen ve buralara da dişiyle tırnağıyla mücadele ederek gelen bir insanım. Nasıl mücadele ederek bu  noktalara geldiysek, bundan sonra da mücadelemizi bırakmayacağız. B planımız yoktur bizim. Dün de B planımız yoktur diyorduk, bugün de ben B planım yoktur diyorum.

-Şimdi efendim B planı çıkışı çok önemli. Şu açıdan çok önemli; Ülkücü iradeden bahsettiniz. Milliyetçi Hareket Partisi'nin Genel Başkanlığı'na ben adayım diyorsunuz ve bu söylemi sürdürüyorsunuz. Güncel hali bu. Ama şimdi sizin gibi muhalif diye adlandırabileceğimiz isimler var. Onların da kurduğu daha doğrusu kurmayı amaç edindiği ki böyle görünüyor, yeni bir parti meselesi var. Birincisi Meral Hanım ve Ümit Bey'in kurmayı arzu ettiği yeni bir parti sizin söylediğiniz Ülkücü iradeye aykırı oluyor o zaman. Çünkü onların anlattıkları kadarıyla da farklı bir siyasi yapıya bürünecekler. İkincisi, siz neden yer almıyorsunuz?

'Televizyondan öğrendim'

Şimdi arkadaşlarımızın tercihlerine saygı duyuyorum. Yani biz ilk gün yola çıktığımızda ülkücü iradeye bir söz verdik. Dedik ki bizim bir B planımız yoktur. Biz Milliyetçi Hareket Partisi’nde mücadeleye devam edeceğiz dedik ve ben ülkücü iradeye bu sözü verdim. Ben size yarın ayrı bir parti kuracağım , ben sizi yarın başka mecralara götüreceğim sözü vermedim. Başkası vermişse bilemem. Başkasının B planı varsa gündeminde bilemem. Ama ben kendimden sorumluyum ve ekibimden. Bizim ekibimiz, biz kararları ekip olarak alıyoruz ve istişareyle alıyoruz. Biz hiçbir zaman ülkücü iradeye, biz arkadaşlarımıza, bizimle birlikte hareket edenlere, Türk milletine ve Türk milliyetçilerine biz şimdi burada şansımızı deneyelim olmazsa yarın başka mecralara akarız, tabiri caizse, demedik. İlk gün ne diyorsak bugün de aynısını diyoruz. Biz milliyetçi hareket partisinde mücadelemize devam edeceğiz ve Allah nasip ederse de muvaffak olacağız. Başka arkadaşlarımız bugün başka şey söyleyebilir. Ona saygı duyarız. Zaten bu arkadaşlarımızında bu kararlarını bende sizin gibi televizyondan öğrendim.

-Size davet gelmedi mi?

Yani davetten ziyade, davet falan beklediğimiz yok onu söyleyeyim,  istişare yani…

-Öyle bir talep de olmadı herhalde?

'İstişare eksikliği'

Bizim zaten mevcut yönetimden en büyük şikayetimiz istişare eksikliğiydi. Bir şey yapılırken yani 15 sene Adalet ve Kalkınma Partisi’ne her gün hakaret edip 16. sene Adalet ve Kalkınma Partisi’ni yere göğe sığdırmamanın gereğinin ne olduğunu istişare edilmeden alınan bu karara itiraz ediyoruz. 7  haziran akşamı hiçbir parti teşkilatıyla istişare edilmeden ne zaman erken seçim yapılacaksa o zaman deyip 80 vekili 40’a düşürmenin yanlış olduğunu ifade ediyoruz. Bu istişare eksikliğinden ben hep şikayet ettim. Bu işler istişare ile olmalıdır. Ben yaptım oldu anlayışıyla olmaz bu işler. O sebeple de ben istişareye son derece önem veriyorum. Bütün çalışmalarımızı biz kendi ekibimiz olarak istişareyle alıyoruz. As kararların tamamı kendi içimizdeki bir istişarenin neticesidir. Bu arkadaşlarımızda muhakkak kendi içlerinde istişare etmişlerdir. Ettiklerini de televizyonlardan duyuyoruz ama bizimle bu konuları istişare etmediler. Yani biz bir siyasi parti kurmak istiyoruz. Sen ne diyorsun? Bak 2 senedir beraber mücadele ediyoruz. Bizim 2 mücadelede bir birliktelik oldu. Bir  MHP genel başkanlığı mücadelesinde bir birlikteliğimiz oldu her ne kadar rakip olsak da, ortak imzadır vesairedir bir birlikte çalışmamız oldu. Birde Türk Milliyetçileri Hayır Diyor Platformu olarak biz hayır çalışmalarını bir istişare halinde götürdük. En son arkadaşlarımızla 18 Şubat 2017 tarihinde görüştük. O da Türk Milliyetçileri Hayır Diyor Platformu’nun toplantısı vardı Ankara’da, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde. En son arkadaşlarımızla görüşmemiz o oldu. Ondan sonra da duyduk ki arkadaşlarımız parti kurma kararı almışlar. Kurdukları partiye bir genel başkan tayin etmişler, cumhurbaşkanı adayı belirlemişler. Cumhurbaşkanlığında da kimseyle bunun müzakere edilmeyeceğini, tek başına aday çıkaracaklarını falan hep ben bunları televizyonlardan duydum. Hayırlı olsun tercihleridir. Saygı duyuyoruz.

-Bu işte o zaman B Planı meselesi ortaya çıkıyor. O zaman Ülkücü iradeye aykırı. Gerçek Ülkücü...

'O defter kapanmadı'

Şimdi şöyle; kimsenin ülkücülüğünü tartışmayalım. Ben de tartıştırmam. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın da ülkücülüğünü tartışmam tartıştırmam. Tercihleridir saygı duyarım ama şunu da söylerim; keşke arkadaşlarımız bazı konuları istişareyle yapsalardı. İstişareyle yapsalardı bizim bu arkadaşlarımıza bir tavsiyemiz olurdu. Milliyetçi Hareket Partisindeki kongre hesaplaşmasının daha bitmediğini, o defterin daha kapanmadığını, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 2018’in mart ayında yapılması planlanan olağan kongresinin ekim, kasım ayına erkene alınacağını, dolayısıyla şurada bir 2-3 ay daha beklemelerinin faydalı olacağını ve MHP’deki mücadelenin ekim-kasım ayındaki kongrede top yekün,  bütün muhalefetin mücadelesine dönüşeceğini ve başarılı olacağını ifade ederdik ve arkadaşlarımızı da Milliyetçi Hareket Partisindeki mücadelelerini devam ettirmeye davet ederdik. Elbette ki yine oturulurdu yeni bir strateji belirlenirdi ama bu belirlenirken de ben yaptım oldu ben parti kurdum hadi gelen gelsin. Kimseye davetiye göndermeyeceğiz anlayışıyla değil şu masanın etrafına oturup ne yapalım arkadaşlar nasıl bir yol izleyelim. Getirisi nedir götürüsü nedir? MHP’de acaba bundan sonra bütün yollar tıkandı mı? Bütün bunların hepsini masaya yatırıp konuşmak lazımdı.Bana göre bize göre doğru olan buydu.ama arkadaşlarımız bunu değil kendi aralarında bir istişare yapmayı uygun bulmuşlardır.Biz kendilerine başarılar diliyoruz.

-Peki özellikle de kurultay sürecinde birlikte hareket ettik dediniz. Her ne kadar birbirimize rakip olsak da birlikte hareket ettik dediniz. O birlikte hareket ettiğiniz esnada, örneğin; Meral Hanım ile Ümit Bey'in sizden ayrı herhangi bir duruşu, sizden ayrı görüşmesi olmuş muydu ki?

Ben bilmiyorum yani şimdi bilmediğim konuya bir şey diyemem ama o süreçlerde hep beraberdik. Yani o süreçlerde hiç aramadık birbirimizde ayrı birşey yapıyor mu…

-Fikir birdenbire mi uyandı?

Bilmiyorum yani dolasıyla bir gün televizyon izlerken bir parti kuralacağını...

-Siz de bizim gibi öğrendiniz.

Ben de sizin gibi öğrendim. hani siz gazetecisiniz belki daha erken bile öğrenmişsinizdir. öğrenmiş olabilirsiniz televizyondan bir parti kurulacağını öğrendik. Birazda şaşırdım ne bileyim yazın insanlar dükkan bile açmaz. Herkes tatildedir ne bileyim. Çiftçi tarladadır, memur tatildedir deniz kenarındadır yada köyünde anasının babasının yanına ziyarete gitmiştir. Yani normalde dükkanlar Eylül-ekim gibi açılır ama arkadaşlarımız biraz acele etmişler. Hani ortada bir erken seçim falan da gözükmüyor.

-Peki size göre sonuç alırlar mı?

'Hangimiz başarılı olursak...'

Başarılar diliyorum yani Türkiye'de sonuç almak lazım. Türkiye'yi bu cendereden çıkarmak lazım. Arkadaşlarımız ayrı bir siyasi partiyle sonuç alacağını düşünüyor. Biz ise MHP'yi yeniden canlandırırarak bir sonuç alacağımızı düşünüyoruz. O arkadaşlarım orada mücadele etsinler. Biz MHP'de mücadele edelim. hangimiz başarılı olursak ötekine destek olur.

-Bir diğer konu daha. Bu konuda çok konuşuyorsunuz. Öncelikle ben şunu sormak istiyorum; Sizin daha önce TV kanallarında çok fazla konuşmanız oluyordu. Hatta bu konuşmalarınız ertesi gün bayağı konuşuluyordu. Bu ara göremiyoruz hiç efendim sizi.

Medya ambargosu

Üzerimizde çok ciddi medya ambargosu var. Yani çok ilginçtir CHP ana muhalefet partisi normalde bir ülkede iktidara en yakın talip ana muhalefet partisidir. Ancak ana muhalefet partisinden değil, bizden korkuyor iktidar. Ana muhalefet partisinin milletvekilleri veya onlara yakın aynı görüşte olan o düşünceyi savunan yazarlar, öğretim görevlileri televizyonlarda tartışma programlarında tartışıyorlar konuşuyorlar. Konu bize gelince bakınız bizi ekranda konuşup tartışıyorlar. Telefon ediyorum Habertürk örneğin. Şu an Habertürkle mahkememiz var. Niye biliyor  musunuz? Nagehan Alçı isimde veriyorum. Balçiçek İlter televizyonlarda beni konuşuyorlar. Nagehan Alçı diyor ki: '' O Sinan Oğan faşisttir'' diyor. Şimdi bir adama faşist demek en büyük hakarettir. Şimdi faşisttir diyor. Bende niyeymiş faşist olmam.'' Suriyeliler taşı sıksa suyunu çıkarcak Suriyeliler niye sahillerde nargile fokurdatıyor da Elbab’da Türk askerine mermi taşımıyor? Savaşacak cesareti yoksa mermi taşıyacak gücü mü yok? Kurtuluş Savaşı’ndaki Türk kadını kadar o Suriyelilerin yüreği yok mu? Hiç olmazsa gitsin mermi taşısın memleketinde sahillerde kadını- kızı dikizleyeceğine'' bunu söyledik diye bizi faşistlikle suçluyor ekranda adımı veriyor.'' Sinan Oğan faşisttir'' diyor. Bu söz, siz de gazetecisiniz. Bu söz hakkı doğurmamız mı? Bak tarif bile etmiyor. İsmimi söylüyor. ''Savcıları göreve çağırıyorum Sinan Oğan'ı tutuklayın'' diyor. Bu kadar böyle coşmuş. Sorsan Fetö'nün Bank Asya'dan aldığı krediyle aldığın o yalıya kaç Suriyeli aldın diye sorsan cevap yok. Kaç Suriyeli yetim çocuğu evlat edindin desen cevap yok, tık yok. Kaç Suriyeliye sırtında yük taşıdın desen cevap yok.

'Sırtımda yük taşıdığımı herkes görür'

Sinan Oğan, açın bakın yardımın reklamı olmaz ama zorla konuşturuyor bunlar. Sinan Oğan yardım diye yazın, ben nasıl sırtımda mültecilere yük taşıdığımı herkes bilir görür. Türkmen Dağı’na nasıl gittiğimi bilir, sınıra kamplara da nasıl ziyaret ettiğimi bilir, yardım götürdüğümü bilir, Ankara'daki, İstanbul'daki Türkmen kardeşlerimize de nasıl yardım götürdüğümü herkes bilir. Diyorum ki bana bi söz hakkı doğuyor. Arkadaş adımı vermişsiniz faşist diye suçlamışsınız. Yani bana söz hakkı doğuyor. Hayır diyor talimat var size söz hakkı veremeyiz. Ya arkadaş ekrana çıkarmıyorsun anladık. Niye çıkarmıyorsun? Vallahi patronun işleri ne bileyim piyasada başka işler de yapıyor. Türkiye'de maalesef gazete patronları gazete dışında her şeyi yapıyorlar.

İnşaat, otomotiv, madencilik gibi birçok işleri yapıyorlar.

O yüzden talimat gelmiş patrona aman onları çıkarma diye bize talimat verdi. Tamam o zaman diyorum ki arkadaş bizi çıkarmıyorsunuz bari bize söz hakkı doğuracak yayınlar yapılmasına müsade etmeyin. Tamam diyor. Ertesi gün pat bir bakıyorum başlamışlar bize verip veriştiriyorlar. Arıyorum ya bize söz hakkı verin. Söz hakkı da yok. Bizden o kadar korkuyorlar ki Ufuk Bey, o kadar korkuyorlar ki, bizim gıyabımızda yaptıkları konuşmayı yüzümüze yapmaktan korkuyorlar.

-Aynı şey Ahmet Hakan'la olan diyaloğunuz için de geçerli herhalde.

O ayrı bir dert

-Faşist misiniz efendim? Öncelikle onu sorayım ben. Suriyeliler konusunda açıklama yaptınız ama Ahmet Hakan tıpkı anlattığınız konuda Nagehan Alçı benzeri yazılar yazdı sizin hakkınızda.

Ben faşist değilim ben Türk milliyetçisiyim. Ülkemi, milletimi, vatanımı çok seviyorum. Türkiye'de Türk Milletini esas alan bir siyaset yürütülmesi taraftarıyım. Bununla beraber ''Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir'' diyen İslam dininde şuurlu bir mensubuyum. Elhamdülillah müslümanım.

-Niye böyle yazıyor efendim Ahmet Hakan?

Devamını getireceğim ben diyorum ki Ahmet Hakan ya okuduğunu anlamıyor ya da işine gelmiyor. Diyorum ki konuşmalarım var il il heryerde konuşmalarım ve yazılarım var. Diyorum ki kadın, çoluk çocuk, yaşlı engelli hepsine biz bakalım. Ama böyle sokaklarda kadınların fuhuşa zorlandığı, İstanbul'un varoşlarında kadınlara fuhuş yaptırıldığı bir mülteci politikası izlemeyelim. Mültecileri kamplarda son derece modern şartlarda bakalım. Türkiye'de 1 milyon eli silah tutan Suriyeli var. Adam sanki anasının karnından nargileyle doğmuş. Hastahaneye nargile istiyor. Geçen izledim. Sahile gidiyor nargile fokurdatıyor. Kadına, kıza taciz ediyorlar. Ya arkadaş bunların sahilde ne işi var. Ya bunları ülkelerine gönderelim ya bunları disiplin altına alalım. Kamplarda bunlara bakalım mültecinin yeri kamptır ama şu anda mülteci her yerde. Yani İstanbul’un varoşlarında İstanbul’un merkezinde tabi Ahmet’in yaşadığı Cihangir semtinde olmayabilir mülteciler ama gelsin İstanbul Yenibosna’ya bir baksın. Gelsin İstanbul sahillerine mültecilerin Florya Sahili’ni nasıl işgal ettiğini görsün. Yok kardeşim! Benim öğrencim burs bulmak için çalmadığı kapı bırakmayacak Suriyeli öğrenci kafadan burs alacak yok böyle bir adaletsizlik. Benim hastam ilaç parası vermeden, SGK kuyruğuna girmeden, doktor katkı payı vermeden tedavi olamıyor, mülteciye bütün tedaviler bedava. Mülteci tüp bebek yapıyor devletin parasıyla.

-O zaman kim mülteci konumunda?

Varsa cesaretin çık karşıma

Biz mülteciyiz. Bende ona itiraz ediyorum zaten. Şimdi bunları söyleyince vay sen faşist misin? Mülteci düşmanı mısın? Hayır. Ben mültecinin yanındayım mülteci düşmanı sensin. Niye biliyor musun? Böyle yapacaksınız, yarın büyük toplumsal olaylara vesile olacaksınız. Ben uyarıyorum Türkiye’de beni bilen bilir. Ben bir stratejik siyasetçiyim. Bir strateji merkezinin yıllarca başkanlığını yaptım. Birçok stratejik meselede önceden uyarılarımla bilinirim Türkiye’de. Örneğin: Musul Baskını. Diyorum ki bugünde, mülteci meselesi Türkiye’nin başını ağrıtacak. Yarın büyük toplumsal olaylara vesile olacak. Yazık günahtır mülteciye de yazıktır, Türk milletine de yazıktır. Bugünden tedbir alalım diyorum, adam diyor ki, “Sen Türk kışkırttın sapık gitti kadını öldürdü.” Böyle bir mantığı Ahmet Hakan nasıl kurdu hayret ediyorum. Adam sapık. Daha önce engelli bir kadına tecavüz etmiş, Suriyeli kadına tecavüz eden adam. 15 sene hapis almış adam dışarıda. Adalet sistemini yargılamıyorsun Ahmet Hakan. Varsa cesaretin kalk de ki 15 yıl hapis alan bir tecavüzcü dışarıda ne arıyor? Bunu söyle. Özgecan cinayetini sen mi teşvik ettin? 45 çocuğa Ensar Vakfı’nda tecavüz edildi, onu sen mi ettin?  Türkiye’de bu kadar kadına, kıza şiddet uygulanıyor, tecavüz, taciz… Bunların hepsinin müsebbibi senin yazıların mı Ahmet Hakan? Niye bir sapığın işlemiş olduğu bireysel bir cinayeti, bizim Suriyeli erkeklerin sahilde ne işi var sözümüzden kaynaklanmış olsun? Niye getirip buraya bağlıyorsun? Şu çağrıda bulunuyorum “Televizyon elinde, gazete elinde, bütün basın elinde, Doğan medyası olarak. İstediğin gazetecileri seç çıkar karşıma, sende en başköşede çık karşıma. İstediğin soruyu sor” Ben biliyorsunuz soru seçmem. Siz röportaj yapalım dediğinizde biz size şunları sorabilirsiniz bunları soramazsınız demedik. Biz her şeye açığız. En zor sorularını seç, çalışmadığım yerlerden sor çık karşıma. Varsa cesaretin çık karşıma Ahmet Hakan!

-Şuana kadar çağrılarınıza hiç cevap aldınız mı?

Sıfır. Çıkaramaz. İddia ediyorum.

-Kendisi de arayıp kusura bakmayın alamıyoruz talimat var dedi mi?

Diyecek yüzü yok. Ahmet Hakan’ı tanıyorum o da beni iyi tanıyor. Daha önce defalarca programına çıktım ama şimdi çıkaramaz. Talimat almıştır. Patronu talimat almıştır, Sinan Oğan CNN Türk vs hiçbirine çıkamaz. Net. Arada Sinan Oğan’la ilgili haberler verebilirler o zaten haber yani.

-Siz cevap hakkınızı kullanmak istiyorsunuz.

Beni Ahmet Hakan veya şu an mahkemelik olduğumuz Balçiçek veya bir başkası korkusundan televizyonlara çıkaramaz. Korkarlar talimatları öyledir. Gelsinler, mecliste AKP’lilerin 60’ı birden üzerimize geldi. Hodri meydan! 60 gazeteciyi al Ahmet Hakan çık karşıma istediğin soruyu sor, beni zor durumda bırak. Al sana fırsat. Ey iktidar! Alın size fırsat. Hodri meydan diyorum teke tek demiyorum. Sizin alayınız gelsin ben sizin karşınıza çıkacağım, bu konuyu tartışalım. Türk milleti görsün Suriyeli mülteci meselesinde doğru nedir? Gelin Türk milletine bunu gösterelim. Öyle köşeden saklanarak, yazıp beni hedef göstererek sonra çekilip bir kenarda oturamazsın kardeşim. Varsa yüreğin çık karşıma.

-İhraç edildiniz ama diyorsunuz ki mücadelemden vazgeçmeyeceğim, bireysel hukuk yollarına da başta olmak üzere hukuk kanallarına da işletmeyi sürdüreceğim diyorsunuz. Kararınız bu yönde.

MHP'de mücadeleye devam

Kararımız ilk gün dediğimiz gibi Milliyetçi Hareket Partisi’nde mücadeleye devam edeceğiz. Hem bir taraftan hukuk yollarıyla hem de erkene alınmış olağan kurultayda Ülkücü iradenin yansıması olan delegelerimizin iradesiyle, biliyorsunuz delegeler kongrede bir öneriyle bu uyduruk mahkeme kararlarını kaldırabiliyorlar. Ben inanıyorum ki delegeler vicdanlı insanlardır, bizim camiamızın insanlarıdır. Ben Türk Milliyetçilerinin delegelerine, ülkücü, milliyetçi hareketin üst kurul delegelerine güveniyorum. Mahkeme Bolu Beyi’nin emrindeyse delegeler de burada diyeceğiz, hodri meydan diyeceğiz ve Ülkücü irade kongre günü inşallah tecelli edecektir.

-Çok teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ederim. Karıncaya sormuşlar, biliyorsunuz karıncanın Mekke’yi ziyaretini. Ya sen nasıl gideceksin? Varacaksın? Hiç olmazsa uğranda ölürüm. Bizde bu davanın uğrunda ölmek için yola çıktık ve inanıyorum ki, zafer inananlarındır!"

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.