Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri – Özcan Yeniçeri’den Olay Yaratacak Açıklamalar…

24. Dönem MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri başkanlık sistemi ile ilgili görüşlerini Haber 3 Hilal’e aktardı.

Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri – Özcan Yeniçeri’den Olay Yaratacak Açıklamalar…

24. Dönem MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri başkanlık sistemi ile ilgili görüşlerini Haber 3 Hilal’e aktardı.

17 Kasım 2016 Perşembe 21:20
Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri – Özcan Yeniçeri’den Olay Yaratacak Açıklamalar…

Başkanlık sistemi tartışmaları sürerken sistemin tam olarak neleri kapsadığını ve nasıl olduğunun bilinmemesi toplumda tedirginliği arttırmaya devam ederken, Haber 3 Hilal ülkücü camianın önde gelen isimlerinden başkanlık tartışmaları ile ilgili görüşlerini almaya devam ediyor.
 
Türk siyasetinin ve ülkücü camianın sevdiği isimlerden 24. Dönem MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri başkanlık sistemiyle ilgili görüşlerini Haber 3 Hilale aktardı. Başkanlık sisteminin  Türkiye’nin değil AKP’nin bir ihtiyacı olduğunu belirten Yeniçeri: “Türkiye Cumhuriyeti köklü bir devlettir, Türk Milleti asil ve köklü bir millettir, bu milletin gelenekleri görenekleri ve töresi AKP önünde diz çöktürülemez.”  dedi.
 
İşte Özcan Yeniçeri’nin açıklamaları:
 
“Dünya 5’ten Büyük, Türkiye’de  AKP ve Tayyip Erdoğan’dan Büyüktür”
 
Türkiye şu an da parlamenter demokrasi ile yönetiliyor. Bu da 1808 yılında Sened-i İttifak’la başlayan yaklaşık 200 yıllık bir uygulamayı gösteriyor. Parlamenter sistemde kişilerin ve sistemin nerede tıkandığı hangi sorunlarla karşılaşıldığı, bu sorunlarla nasıl başa çıkıldığı ve başa çıkılacağı biliniyor. Parlamenter sistemin; çok büyük bir birikim çok büyük bir deneyim ve buna dayalı çok büyük bir uygulaması vardır. Dolayısıyla bu sistemin aksayan ve eksik tarafları giderilmek suretiyle daha işlevsel daha toplumsal ve siyasal istikrarı sağlayacak Anayasal düzen oluşturulabilir. Kaldı ki, parlamenter sistemden kaynaklanan gerçek bir sorun yoktur. Türkiye’deki tartışmalar  iktidarın bitmek tükenmek bilmeyen hırs ve ihtirasından kaynaklanıyor. Yani parlamenter sistem tartışması AKP’nin ihtiyacıdır yoksa sistemden kaynaklanan rahatsızlıkların bir sonucu değildir. Çünkü AKP başından beri bu parlamenter sistemi ortaya koyan anayasaya uymadığını ifade ediyor. Seçilmiş bir başbakan, seçilmiş bir hükümet, seçilmiş bir cumhurbaşkanı ‘Bizi halk seçti o yüzden anayasaya uymak zorunda değiliz. Anayasayı bekleme odasına koyduk.’ şeklinde açıklama yapıyor. Bu Anayasa’ya göre seçilmiş, bu Anayasaya yemin etmiş ve uyma sözü vermiş bir cumhurbaşkanı bu Anayasa’yı bekleme odasına koyar ise yarın kendi getirdikleri sisteme uyacaklarını ve bekleme odasına koymayacaklarını kimse garanti edemez. Dünya 5’ten büyük, Türkiye’de  AKP ve Tayyip Erdoğan’dan büyüktür. Türkiye’de demokratik sistemin bir tarihi var ve o tarih çerçevesi içerisinde iktidarlar gelir geçer, siyasi partiler gelir geçer.
 
“AKP, Fiili Durumlar Yaratıp Bu Durumlara Yasal Bir Kılıf Oluşturmayı Siyaset Haline Getirdi”
 
Başkanlık sistemi dünyanın çeşitli ülkelerinde uygulanıyor. Gerek parlamenter sistem gerekse başkanlık sisteminin başarılı olduğu ülkeler var ama her ülkenin sistemi kendi tarihi birikimleri üzerine kurulmuştur. Yani tarihi birikimlerin ve deneyimlerin,  kendi jeopolitik önem ve özelliklere göre kurulu  sistemler tarafından ülkeler yönetilirler. Amerika Birleşik Devletleri adı üzerinden devletlerin birleşmesinden meydana gelen bir ülke ve dolayısıyla bu federal devletlerin birleşmesiyle meydana gelen ülkenin üzerinde bir başkan hepsini birleştirici bir rol üstlenir ve orada bir seçim yapılıyor. Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti adında iki parti önce eyaletlerde senatörleri seçiyor ve o senatörler başkanı seçiyor. Bu Amerikan sistemi kendi içerisinde tutarlı ve mantıklıdır. Ama Türkiye’nin durumu farklı, Türkiye şu an da getirilecek anayasal değişiklikle bu sistemi gündeme getirenler diyorlar ki ‘Biz cumhurbaşkanlığı adında başkanlık yetkileriyle donatılmış bir mekanizmayı devreye koyacağız’ sonrasında ne olacak birde siyasi partilerin kendi arasında seçimi olacak. Siyasi partilerden seçilen kişi başbakan ve ya cumhurbaşkanının yardımcısı, referandumdan olumlu sonuç çıkması halinde halk tarafından seçilen cumhurbaşkanı ya da başkan ve halk tarafından seçilen başbakan ya da cumhurbaşkanı yardımcısı. Bunlar arasında uyum nasıl sağlanacak? İki seçim yapılırsa  sonucunda ikisi de halktan geldim der ve hangisi daha fazla oy alırsa ‘ben halkın iradesiyle buraya geldim sizin bana bunları dayatma hakkınız yok’ der. Şöyle düşünürsek AKP veya MHP yüzde 60 oy aldı, başkan ise yüzde 52 oy aldı. O zaman yüzde 60 oyla hükümet olan  ve yahut yüzde 60 oy alarak cumhurbaşkanı yardımcısı olan ’ben yüzde 60 oy aldım. Benim toplumdaki karşılığım senden fazla. Sen bana bunları dayatamazsın’ demez mi? Asıl çatışma başka bir biçimde orada ortaya çıkar. Ondan dolayı Türkiye’de AKP iktidarı, fiili durumlar yaratıp sonra bu fiili durumlara yasal bir gerekçe veya kılıf oluşturan politikayı geleneksel siyaset haline getirmiştir. Bu siyasetin sonucunda toplumda çok ciddi gerilimler ortaya çıkıyor. Yani Türkiye’de  AKP’lilerin  Anayasa’ya uymak gibi bağlayıcılıkları yok. Çünkü kendilerini halk seçti. Halkın seçtiği CHP’liler veya MHP’lilerin onların gözünde bir kıymeti yok. Bu bakımdan parlamenter sistemin arızalarının ortadan giderilmesi, yanlışları varsa yanlışlarının düzeltilmesi daha mobil daha kısa vadede karar alıcılık söz konusuysa bununla ilgili düzenlemeler yapılabilir ama sırf ‘ efendim biz başkanlık getireceğiz. Yeni bir şey yapıyoruz’ diye bir çalışma içerisine girmemek gerekiyor. Bu hem Türkiye’nin enerjisini gereksiz şeylere harcamayı ortaya çıkarır, hem de son derece yanlış bir noktaya bizi götürür.
 
 Türkiye şu an da içerde ve dışarda ciddi sorunlarla boğuşuyor. Çünkü biz çok önemliyi az önemliye tercih etmek gibi bir geleneğe sahibiz. Şu an da kapımızda düşman var, kapımızda DAEŞ var, PKK var, Kapımızda Avrupa’nın, ABD’nin ve ekonomik oligarkların baskısı var. Bunları tartışacağımız yerde biz işimizi gücümüzü bıraktık başkanlık sistemini tartışıyoruz. Basınla bile bu konuyu konuşuyoruz. Bu Türkiye adına üzüntü verici bir durumdur.
 
“Anayasa AKP Önünde Diz Çöktürülemez”
 
Başkanlığı kabul etmemesi gereken bir parti varsa o da Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi şu an konum itibarı ile Türkiye’nin üçüncü partisidir ve başkanlık siyasi istikrar ister. Başkanlığa uygun siyasi istikrar için mutlaka iki partili sistemin devreye girmesi lazım. İki partili sistemi ortaya çıkarmak için mutlaka seçim kanununda değişiklik yapmak lazım. Yani ya dar bölge seçim sistemi ya da bunun türevi bir sistemin yürürlüğe girmesi gerekir. Bunun gelmesi halinde MHP’nin ruhuna Fatiha okursun, kapısına da kilidi vurursun. Çünkü dar bölge seçim sisteminde bir yerde en fazla oyu alan o bölgede ki tüm milletvekillerini alır. Dolayısıyla MHP birinci olduğu tek yer Osmaniye idi şu an o da bulunmadığı için milletvekili çıkarabileceği bir il yok. Diğer taraftan yine başkanlık sistemi geldiğinde bütün yükün, bütün sorunun başkan tarafından çözülmemesi için başkana mümkün olduğu kadar stratejik ve spesifik sorunların gitmesi için altyapıdaki sorun mahalli idareler tarafından çözülür. Yani yerel yönetimleri güçlendirmek, yerel yönetimlere bazı yetkileri aktarmak zorundasın. Bu da kısa, orta ve uzun vadede özerklik ve  federasyona gidecek bir yapının önünü açar. O halde MHP’ye hiçbir yararı olmayacak, ülkede her şeyi yeniden başlatacak, ülkeyi ciddi bir belirsizliğe sürükleyecek bir yapının gündeme getirilmesinin veya tartışılmasının hiçbir yararı yoktur. Diyorlar ki ‘fiili bir durum var. Bu fiili duruma hukuki bir çerçeve çizmemiz gerekiyor’. Yani AKP fiili durumu yaratacak bizde  çıkıp Anayasamızı AKP’nin önünde diz çöktüreceğiz sistemimizi AKP’ye göre değiştireceğiz, yasalarımız AKP’ye göre düzenleyeceğiz, bütün Türkiye’nin kodları AKP’ye göre değiştirilip düzenlenecek. Bu yapmaya bizim hakkımız yok. Türkiye Cumhuriyeti köklü bir devlettir, Türk Milleti asil ve köklü bir millettir, bu milletin gelenekleri görenekleri ve töresi AKP önünde diz çöktürülemez. Kim ki, diz çöktürüyorsa bu milletin dışında kalmış demektir.
 
“Taslakta Cumhurbaşkanlığı Geçiyor İfadeleri Toplumsal Bir Algıdır”
 
Sayın Genel Başkanın taslakta cumhurbaşkanlığı geçiyor ifadeleri toplumsal bir algıdır. Anayasa’da cumhurbaşkanlığı geçer ama altına bakmak lazım. Cumhurbaşkanı meclisi feshedebilecek mi, cumhurbaşkanı mı hükümeti kuracak yoksa cumhurbaşkanı başbakan atayıp o da hükümeti kuracak? Yani adı cumhurbaşkanlığı olur altındaki uygulamalar başkanlı olur. Bizim bunlarla geçirecek vaktimiz yok. Ancak Anayasa değişikliğine bir itirazımız yok. Bazı eskimiş ve anlamını yitirmiş maddeler değiştirebilir. İtirazımız AKP’ye heveslerine göre hareket etmeyedir.

 
 

Son Güncelleme: 18.11.2016 17:23
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.