Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri – Şefik Çirkin’den Gündeme Oturacak Sözler

MHP 24. ve 25. Dönem Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, MHP’nin başkanlık sistemine yönelik tutumu ve son gelişmelere dair önemli açıklamalarda bulundu.

Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri – Şefik Çirkin’den Gündeme Oturacak Sözler

MHP 24. ve 25. Dönem Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, MHP’nin başkanlık sistemine yönelik tutumu ve son gelişmelere dair önemli açıklamalarda bulundu.

15 Kasım 2016 Salı 19:48
Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri – Şefik Çirkin’den Gündeme Oturacak Sözler

15 Temmuz’daki hain darbe girişimi sonrası OHAL sürerken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin uzun süredir ülke gündeminde yer almayan Başkanlık Sistemi tartışmalarının fitilini tekrar ateşlemesi ülkücü camianın büyük bir kısmı tarafından tepkiyle karşılandı. İkili görüşmelerden sonra bugün ise anayasa taslağının AKP tarafından Milliyetçi Hareket Partisi’ne ulaştırılmasıyla yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. Partisinin grup toplantısından sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli taslakta “Cumhurbaşkanı” ifadesinin bulunduğunu söylese de Türk milliyetçilerin işin özünde “başkanlık sisteminin” olduğunu sadece isminin farklı konulduğunu düşünüyor.
Haber 3 Hilal’e açıklamalarda bulunan Milliyetçi Hareket Partisi’nin önemli simalarından 24. ve 25. Dönem Hatay Milletvekili Şefik Çirkin sosyal medya üzerinden paylaştığı “Anlaşılan odur ki, MHP Cumhurbaşkanı ibaresini anayasa da bırakıp kalanına onay vererek güya başkanlığa evet dememiş olacak. Hikaye bu yani yandan çarklı.” yazısını göstererek durumu öncesinden bildiğini, bu durumun parti tabanında karşılığı olmadığını ve ülkücü camianın başkanlık sistemine ‘hayır’ diyeceğini  söyledi.
İşte Şefik Çirkin’in açıklamaları…
“Başkanlık Sistemi, Türkiye’nin Gelecekteki Sosyal ve Siyasal Huzuruna Konulmuş Bir Dinamittir”
Başkanlık Sistemi Türkiye’nin aleyhine bir sistemdir. Hem ülke buna hazır değildir. Hem de Türkiye’nin gündemine gelme şekli uygun değildir. Çünkü bir kişinin üzerine elbise dikilecek. Netice itibariyle bir rejim değiştiriyorsunuz, burada köklü bir değişimin yapılması noktasında yüzde 51-52 ile geçen bir Başkanlık Sistemi Türkiye’nin gelecekteki sosyal ve siyasal huzuruna konulmuş bir dinamit olur. Şu anda Başkanlık Sisteminin gündeme gelmesinden bile çok büyük bir rahatsızlık duyuyoruz. Tasarı henüz ne meclisten geçmiş, ne meclise gelmiş, ne de referandum aşamasına gelmiş. Bu aşamada 15 Temmuz Darbe Girişimi de söz konusu olduğunda milletin en fazla  birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğu, tehditlerin devam ettiği, TSK’nın birden fazla cephede savaştığı bir ortamda Başkanlık Sistemi’nin tartışılması milleti böler. Bu da gelecekte karşılaşacağımız tehlikelerde ihtiyacımız olan birliğimizi, beraberliğimiz, bütünlüğümüzü bozar. Şu an Anayasa değişikliği ile Başkanlık Sistemi geldiğinde seçilmeden direkt olarak başkan olacak olan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’nin 15 Temmuz’dan sonra bizimde itiraz etmediğimiz olağanüstü hali ilan edip çıkarttığı KHK’larla fırsatçı bir dayatma yaptığı günleri yaşıyoruz. Bunun en belirgin örneği geçtiğimiz günlerde Boğaziçi Üniversitesi’nde yine kendi dönemlerinde göreve gelmiş ve daha sonra tekrar girdiği seçimlerde yüzde 86 oy almış bir rektör atanmıyor. Hiç seçime girmemiş üstelik bir AKP’li milletvekilinin kardeşi olan bir hocayı hiç çekinmeden atayabiliyorlar. Bu birlik ve bütünlüğe hizmet vermez aksine darbe vurur. Böyle bir anlayışla başkanlık sistemin tartışıyor ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin de gayretiyle gündeme getirilmeye çalışılıyor.
“Bugün Nasıl Başkanlık Sistemi İsteniyorsa, Yarın Eyalet Sistemi İstenecektir”
Başkanlı Sistemiyle ilgili olarak dünyadaki diğer örneklerine baktığımızda akla ilk olarak ABD geliyor. ABD en başından kurulurken böyle kurulmuş. Bilindiği üzere ABD 13 eyaletin İngiltere’ye karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinden sonra tüm eyaletler bağımsızlığını ilan ederken bir üst akılın ‘Hayır, ayrılmayalım birlikte daha güçlüyüz.’ demesi üzerine eyaletler ‘bizim yetkilerimize karışılmasın, her birimiz ayrı bir devlet şeklinde olalım ve başkanlık bizi bir arada tutacak bir sistem olsun yeter’ anlayışını ortaya koyduktan sonra Amerika’da aslında hiç de güçlü olmayan ancak denetim siteminin oldukça etkin olduğu bir başkanlık sistemi kuruldu. Ancak Türkiye’de istenen bu değil, bu gayet açık ve nettir. Dolayısıyla bir husus daha var ki nasıl Cumhurbaşkanlığı seçimle geldikten sonra, biz o zaman da bunun yanlış olduğunu ilerde sıkıntılara yola açacağını, Cumhurbaşkanlığından sonra Başkanlığın isteneceğini ifade etmiştik. Bugün nasıl başkanlık sistemi isteniyorsa ve geçmesi halinde aradan birkaç yıl geçtikten sonra Batı’nın da dayatmasıyla eyalet sistemine geçiş istenecek. Bu da Türkiye’yi parça parça eder, böler .O bakımdan Başkanlık Sistemi Türkiye’ye lükstür, fazladır konuşulması dahi mahsurludur. Yani ABD’deki sitem birlikteliği sağlamak için kuruldu, bizdeki sistem ise birlikteliği bozmak için isteniyor.
“Başkanlık Sistemi Milliyetçi Hareket Partisi’nin Tüzüğüne Aykırıdır”
Milliyetçi Hareket Partisi’nin konu hakkındaki tutumuna gelirsek. Milliyetçi Hareket Partisi yanlış yapıyor. Milliyetçi Hareket Partisi bunu yetkili organlarında tartışmadan AKP’ye ve Sayın Cumhurbaşkanı’na yardımcı oluyor. Yetkili organlarınıza ve parti tabanınıza sormadan başkanlık konusundaki tutumunuzun yalnızca ülkeye değil, Milliyetçi Hareket Partisi’ne de büyük zararları olur. Partiyi bozar, dağıtır. Başkanlık Sistemi başta Milliyetçi Hareket Partisi’nin Tüzüğüne aykırıdır. Bu sebepten ötürü bu konu MYK ve Başkanlık Divanı’nın verebileceği bir karar da değil. Şu an da tabanın büyük bir tepkisinin olduğu kurultay sorunu yaşayan bir siyasi partinin birde 47 yıllık geçmişine tamamen ters, ülkeyi diktatörlüğe götürebilme ihtimali olan, ülkeyi bölme ihtimali olan bir yasaya destek vermesi ya da buna destek vermesi Milliyetçi Hareket Partisi’nin geçmişine inkardır. Bu konuda yalnızca dava değil, partide büyük zarar görecektir.
Bu sistemin geçmesi durumunda daha sonra gelecek olan seçim sisteminde, Milliyetçi Hareket Partisi parlamentoda temsil edilmeyen bir parti haline gelecektir. Bakarsan 7 Haziran’da 80, 1 Kasım’da 40 milletvekili çıkarttık. Yani sürekli bir düşüş gösteren bir siyasal hareket olarak barajı kaç yaparlarsa yapsınlar barajı aşamayacak bir duruma gelecektir. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi bu konu da büyük yük altındadır. Benim önerim bir an evvel toparlanıp bu konudaki tutumlarını gözden geçirmelidirler.
“Anayasa AKP’nin Başkanlık Israrı Yüzünden Değişmiyor”
Yeni Anayasa konusunda ise 3 partinin ortak mutabakata vardığı 60 adet madde var. Bunlar görünüşe göre geçecekler bunda bir mahsur yok. Ancak yeni anayasayı başkanlık sistemiyle bağdaştıracak olursak bu durum sıkıntılı bir durumdur. Milliyetçi Hareket Partili milletvekillerinin başkanlıkla ilgili maddelere oy vermemeleri, meclisten geçirmemeleri gerekmektedir. Yeni anayasa konusu zaten uzun yıllardan beri gündemdedir. Yine AKP’nin Başkanlık ısrarı yüzünden geçen dönemde anlaşılan 60 madde de bir türlü meclise gelememiştir. Bu dönemde meclise geleceğe benziyor. Meclisteki partilerin ortak anlaşmaya vardıkları maddelerin geçmeleri demokrasi açısından  faydalı bir durumdur. Ancak o maddelerle birlikte başkanlıkla ilgili maddelerin geçmeleri son derece sakıncalıdır.”
Ülkücüler Referandumda ‘Hayır’ Diyecekler
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısındaki, “Taslak bütün anayasa değişikliğini kapsıyor. Taslak metninde ‘cumhurbaşkanı’ diye geçiyor” ifadeleri konusunda da açıklama yapan Şefik Çirkin dün sosyal medya üzerinden paylaştığı “Anlaşılan odur ki MHP Cumhurbaşkanı ibaresini anayasa da bırakıp kalanına onay vererek güya başkanlığa evet dememiş olacak. Hikaye bu yani yandan çarklı. -yazıyı göstererek- “Biz bunu biliyorduk. Sayın Genel Başkanımızın bu tür bir hamle yapacağını tahmin ediyorduk. Bunlar arkadan dolaşmadır. Milliyetçi Hareket Partisi açık aleni şekilde adı ister ‘cumhurbaşkanlığı’ olsun ister ‘başkanlık’ olsun Sayın Cumhurbaşkanı’nın önü açan Anayasa değişikliğine ‘Evet’ diyecektir bu açık bir şekilde ortadadır. Yani bu hiçbir şeyi ifade etmez. Tabanın tepkisini ortadan kaldırmak üzere yapılan hamleden başka bir şey değildir. Toplumda ve özellikle Milliyetçi Hareket Partisi’nin tabanında karşılığı olacağını sanmıyorum. Netice itibarı ile ülkücüler referandumda ‘Hayır’ oyu vereceklerdir.” dedi.
 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.