Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri – MHP’li Avukat Ergün’den Gündeme Oturacak Analiz
MHP Genel Merkezi Eski Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi ve Hukuk Danışmanı Avukat Kürşat Ergün, başkanlık sistemi hakkında Haber 3 Hilal’e çok önemli açıklamalarda bulundu.

MHP’nin anayasa değişikliği teklifine destek vermesine parti kadrosundan ve ülkücülerden gelen tepkiler giderek artıyor.
Haber 3 Hilal olarak “Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri” serimize Ülkücü camianın sevilen Avukatlarından Kürşat Ergün ’ün açıklamalarıyla devam ediyoruz.

Hem içeride hem dışarıda terör tehdidi içerisinde olduğumuzu, vatandaşların can güvenliği hususunda endişeler yaşadığını bu çerçevede devletin önceliğinin güvenlik olduğuna dikkat çeken ve bu sıkıntılı süreçte sistem değişikliğinin ihtiyaç olmadığını belirten Avukat Kürşat Ergün, “Türkiye hiç hak etmediği ölçüde, şu aşamada ihtiyaç olmayacak şekilde bir Anayasa tartışmasının içine itilmiş durumda.” dedi.
 
“Türkiye çok zorlu ve tarihi bir süreçten geçiyor. Hem dışarıdan gelen birtakım saldırıların hem de bu dışardan gelen saldırıların içerideki iş birlikçileri marifetiyle bir nevi terör yansıması olarak ülkemiz yoğun bir ateş çemberi altında.  Devletlerin en önemli vazifesi vatandaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz şartlar göz önünde bulundurulduğunda devletimiz vatandaşlarının can güvenliğini koruma konusunda ciddi sıkıntılar çekmekt,e dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının şuanda hangi bölgede olursa olsun hangi şehirde yaşıyorsa yaşasın can güvenliği konusunda ciddi endişelerin olduğu herkesçe bilinen bir gerçek.
Bu tehdit algısının ekonomik yansımalarının da vatandaşları son derece rahatsız ettiği neredeyse her eve negatif yansımasının olduğu çok açık bir ekonomik kriz sürecinden de geçmekteyiz ve bu insanların yaşantısını hayat standartlarını ciddi anlamda düşürmüş vaziyette.  Bunun yanı sıra devlet kurumları içerisinde FETÖ tehdidi devam etmekte ve tam olarak temizlik sağlanamamış durumda. Sınırlarımızı tabiri caizse ateş çemberine dönmüş durumda. Suriye’de çatışmalar tüm yoğunluğuyla devam etmekte ve Türk askeri de bölgede baş aktörlerden biri. Hemen her gün bölgeden şehit haberleri gelmekte. Kamuoyu gündeminde hak ettiği yeri alamayan Kıbrıs müzakerelerinde kritik eşiğe gelinmiş durumda. Kıbrıs’ta Türkiye’nin varlığı ve yokluğu ile ilgili yoğun müzakereler sürüyor. Avrupa Birliği ile olan ilişkiler askıya alınmış durumunda ve olumsuz sürecin uzun bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor.
 
Şimdi vaziyet bu şekildeyken Türkiye hiç hak etmediği ölçüde şu aşamada ihtiyaç olmayacak şekilde bir Anayasa tartışmasının içine itilmiş durumda. Sanki Anayasa değişikliği gerçekleşir ve Başkanlık sistemi kabul edilirse tüm bu sorunların aşılacağı gibi bir intiba uyandırılıyor. Hâlbuki durum bunun tam tersi. Türkiye’de olası bir sistem değişikliğinin bu sorunlara çözüm getireceğini beyan etmek bir kandırmacadan ibaret. Aksine getirilen sistemin mahiyeti açısından kişiye endeksli bir yönetim şeklinin ortaya çıkacağı anlaşılıyor ve bu türlü sistemlerde devletin zayıflatılması ve devlet sistemine dışarıdan art niyetli müdahale imkanı daha yoğun bir halde görülmekte. Buradaki endişe veren konu şu; Uzun zamandan beri tek başına iktidarda olan ve neredeyse tüm erkleri tek başına idare etme noktasında bulunan hükümetin başkanlık sistemiyle beraber bunu daha perçinleyecek olmasıdır. Tabi iktidar açısından bu anlaşılabilir bir konu olabilir ancak bir muhalefet partisi niteliğinde olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin de doğrudan doğruya bu sürecin içerisinde olmasını kendi teşkilatları, tabanı açısından çok fazla anlam verilememiş durumda…”

 “Yeni Düzenlemede Bağımsız ve Tarafsız Bir Yargının Olmasından Yanayız”

Tek kişi yönetiminin kabul edilemez bir durum olduğunu belirten Ergün, Yeni Anayasa düzenlemesinin Türkiye’ye olumsuz sonuçlar getireceğini söyleyerek, “Biz bu düzenlemenin içinde bağımsız ve tarafsız bir yargının olması gerektiği inancındayız.” açıklamasında bulundu.
 
“Eğer Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletiyse yönetim erkinin hukuk denetimi altında olması gerekir. Mevcut düzenleme itibariyle tek adam yönetimiyle beraber yargısı, yasaması, yürütmesi tek bir imza altına alınmaktadır. Biz her şeyden önce hukuk insanları olarak bu düzenlemenin içerisinde muhakkak bağımsız ve tarafsız bir yargının olması gerektiği inancındayız. Ancak tarafsızlık yemini etmiş bir Cumhurbaşkanı parti genel başkanı sıfatıyla yasamaya doğrudan doğruya müdahale edebilir bir nokta da olacak Milletvekillerini kendi tayin edebilir noktada olacak hal böyle olunca hem Cumhurbaşkanlığından kaynaklı kendi yetkilerini kullanacak hem de kendi seçmiş olduğu milletvekilleri de yasama görevini yürütecek. Şimdi Yüksek yargı atamalarına baktığımızda bunun önemli bir kısmının Cumhurbaşkanı tarafından önemli bir kısmının ise yasama tarafından seçileceği bahsediliyor. Her ikisinin de tek bir kişi tarafından belirlediği bir organizmada nasıl tarafsızlık ve bağımsızlıktan söz edilebilir mümkün değil. Böyle olduğu için biz Yeni Anayasa düzenlemesinin vatandaşlara Türkiye Cumhuriyeti devletine çok fazla bir şey katmayacağı aksine bunun uluslararası örnekleri de göz önünde bulundurularak ne yazık ki olumsuz sonuçlar getireceğini düşünüyoruz.”

“ ‘Evet’ ve ‘Hayır’ cılar Olarak Kutuplaşma Yaşanacak”

Başkanlık modelini de içeren Anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesi halinde kutuplaşma yaşanacağını söyleyen Ergün,  “Radikal ve Sert geçen bir Evet ve Hayır propagandasına hepimiz tanık olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
 
“Cumhurbaşkanlığı sistemi bir nevi Başkanlık sistemi, yürürlüğe girdikten sonra Türkiye’de vatandaşların refahında, huzurunda, can güvenliği sorunu giderilebilecek mi? Bunu söyleyebilecek herhangi bir merci var mı? Elbette ki yok. Şunu diyebiliyorlar mı; ‘Başkanlık sistemi içerisinde halkın huzuru refahı daha çok artacak, bundan sonra terör saldırılarına müsaade edilmeyecek,  vatandaşların can güvenliği tam anlamıyla sağlanacak, ülkeye huzur, istikrar ortamı gelecek’ diye bir iddiada bulunabilecek kimse var mı?  Yok..  Hal böyle olduğu için bugünden başka yarın da herhangi bir değişiklik olmayacaksa alelacele sistemi değiştirme çabasının başka ne gibi bir anlamı, açıklaması olabilir. Elbette ki olmayacak.. Mecliste kabul edilip referanduma götürülmesi halinde bu sefer toplum içerisinde ‘Evet’ ve ‘Hayır’ cılar olarak ayrı bir kutuplaşma yaşanacak bugüne kadar yaşadığımız kutuplaşmalar yetmiyormuş gibi daha radikal ve sert geçen bir Evet ve Hayır propagandasına hepimiz tanık olacağız bu da yine toplumu ayrıştırmaktan, kamplaştırmaktan, kutuplaştırmaktan öteye gitmeyecek.”
  
“Parlamenter Demokrasinin Gücüne İnanan İnsanlarız”

Ergün, Parlamenter demokrasinin önemine vurgu yaparak Başkanlık modelinin getireceği olumsuz sonuçların altını çizdi.

“Biz parlamenter demokrasinin varlığına ve gücüne inanan insanlarız. Bu zamana kadar bu sistemin doğru ve düzgün yürütülememesinin sebebi bu sistem değil, bilakis yönetime gelen kişilerin görevini gereğince hakkıyla yerine getirememelerinden kaynaklanmaktadır. Parlamenter demokrasi dediğimiz sistem Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla hepsinin birbirini değişik şekillerde denetleyebildiği denetim sistemidir. Dolayısıyla hasarın ve zararın mümkün olduğunca minimize edilmeye çalışıldığı bir sistemdir. Ancak Başkanlık sistemi için bunu söylemek ne yazık ki mümkün değil. Dünya örnekleri açısından bakıldığında Başkanlık kabul etmiş ülkelerin çoğunluğunun ne yazık ki diktatörlüğe everildiğini biliyoruz ve buna şahit olduk. Bu ülkelerde yaşayan insanlar çok büyük ıstıraplar çektiler.  Türkiye açısından da endişe kaynağı, bunun yarın öbürkü gün çok farklı bir noktaya everilebilmesidir çünkü düzenleme içinde buna müsaade eden maddeler var. Bu söylediğimiz şeyler kişi endeksli bir yapı değil hali hazırda ülkeyi yöneten Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile alakalı bir şey değil,  sistemle alakalı bir şeydir. Bugün Erdoğan olur yarın bir başkası olur. Netice itibariyle buradaki sistem eğer baştaki kişiye bu yetkileri daha farklı kullanma yönünde bir hak, hukuk, kural tanıyorsa bu ülke açısından çok ciddi bir sıkıntı arz eder.”

“Ülkücü Hareket İlk Durduğu Noktada Durmaya Devam Edecek”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin değişen politik tavrını eleştiren Ergün, “Kendisi hangi politikaya gelirse gelsin Ülkücü hareket ilk baştaki durduğu noktada durmaya devam etmektedir.” dedi.

“Bizler özellikle Ülkücüler olarak Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı’nın aldığı politik tavrının tam karşısındayız. Bu zamana kadar Bahçeli’nin söylemlerinin tamamı Başkanlığa karşı söylemlerdi. Ülkeyi Eyalet istemine götüreceği, bölünme tehlikesini kendisi sürekli vurgulamıştı ancak anlayamadığımız bir şekilde son 4, 5 aydır çok farklı bir politika izliyor. Kendisi hangi politikaya gelirse gelsin Ülkücü hareket ilk baştaki durduğu noktada durmaya devam etmektedir. Bahçeli’nin ortaya koyduğu iradeyi teşkilatlar, ülkücüler kabul etmemektedir. Referanduma, oylamaya gidecek olursa da yüzde seksenlerle, doksanlarla Ülkücü hareket Hayır oyu yönünde tercihlerini kullanacaklardır.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.