Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri –MHP’li Aday Gülten Kavut Sürücü:  “Toplumun Hangi Kesimleriyle Görüşüldü? ”
Milliyetçi Hareket Partisi  25. Dönem Bursa milletvekili adayı Gülten Kavut Sürücü,  Başkanlık modelini ve Anayasa paketini Haber 3 Hilal’e değerlendirdi.

“Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri” serimiz için konuşan Sürücü, Başkanlık modelini de içeren yeni Anayasa paketindeki bazı kritik maddeleri ele alarak yaşanabilecek süreci tüm ayrıntılarıyla anlattı.
İşte Gülten Kavut Sürücü’nün Önemli Açıklaması..

Terörün Hat Safhada Olduğu Dönemden Geçiyoruz

“Anayasa değişiklikleri toplumların uzlaşma ve huzur zemininde buluştuğu ortamlarında yapılmalıdır. Çünkü çok ciddi değişikliklerdir bunlar şuanda böyle bir zeminde miyiz böyle bir ortamda mıyız diye bakacak olursak tam da çatışma ortamında olduğumuz bir dönemdeyiz. Bırakın uzlaşmayı, bırakın huzuru hem 15 Temmuz öncesinde hem 15 Temmuz sonrasında gelişen olaylarla birlikte terörün hat safhada olduğu bir dönemden geçiyoruz. Vatandaşlarımızın can güvenliği, mal güvenliğinin olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Ama meclis ısrarla yangından mal kaçırır gibi başkanlıkla ilgili anayasal düzenlemeleri geçirmeye uğraşıyor.”

Sivil Toplum Örgütleriyle Görüşülmedi

“Anayasa toplumsal mutabakat metnidir. Peki, soruyorum toplumsal mutabakat metni imzalanıyorsa toplumun hangi kesimleriyle görüşüldü? Sendikalarla mı, meslek odalarıyla mı, derneklerle mi, vakıflarla mı görüşüldü.. Bulunduğum ilde il dernekleri federasyonu kurucularından ve birçok dernekte görev alan biri olarak bize böyle bir soru sorulduğunu görmedim. Böyle bir toplantı da yapılmadı.  Hiçbir derneğin böyle bir toplantıda olduğunu da görmedim. Toplumsal sözleşmenin toplumsal kısmını zaten es geçin başkanlık sistemi ivedilikle meclise getirildi ve görüşülüyor.

Keşke Anayasa değişikliği bizim bir uzlaşma zeminimize sebebiyet verseydi ama Başkanlıkla yönetilen ülkelere dönüp baktık. Genellikle bu tür sistemler Latin Amerika ülkelerinde uygulanıyor ve dönüp baktığımızda buralarda askeri müdahaleler olmuş. Türkiye gibi uzlaşma kültürü zayıf olan ülkelerde sistem kilitlenmiş. Halen uzlaşma kültürünün olmadığı ülkemizde sistemin kilitleneceğini göre göre askeri müdahalelerinde olabileceğini bilerek bu dayatmanın neden olduğuna anlam veremiyorum.

Başkanlık sisteminde kazanan hep kazanıyor. Partili bir Cumhurbaşkanı seçiliyor. Cumhurbaşkanı yasama ve yargı yetkilerini eline almış. Kazanan hep kazanıyor kaybeden tamamen kaybediyor. Toplumda bir taraf hep kazanır bir tarafta hep kaybederken burada uzlaşma mı çıkar çatışma mı? Bizim önümüzde çatışmayı kuvvetlendiren, uzlaşmayı yok sayan bir sistem var. Bu her anlamda bizleri korkutuyor.”
  
Apar Topar Anayasa Metnini Getirmek Büyük Sıkıntılara Sebep Olacak

Başkanlık sisteminin Türkiye’de toplumsal ve ekonomik sorunlar yaratacağını belirten Sürücü, “Zor bir dönemden geçen ülkede apar topar bu sistemin getiriliyor olması Türk milliyetçilerini ürkütüyor.” dedi.

“Kadın siyasetçi olduğum için toplumun özellikle kadınlar olan kısmını çok önemsiyorum. Kadın arkadaşlarıma bakıyorum bu konuda ne düşünüyorlar. Eğer meclisten geçerse önlerine referandum gelecek. Kadın arkadaşlarımız bu konuda bilgi sahibi değil. Sanki böyle bir Osmanlıcılıktan gelme bir yönetim anlayışı geliyor. İyi bir şeyler olacak hissine kapılmışlar O nedenden dolayı bir aldanmışlığın içerisindeler. Biz bunu izah ediyoruz ama ulaşılamayan insanlar da var. Ne yazık ki ülkemizde algı operasyonları çok hızlı işliyor ve çok güzel uygulanıyor. Böyle bir ortamda apar topar Anayasa metni getirilmek üzere bu ilerde büyük sıkıntılara sebep olacak.
Basın ülkelerde büyük bir güçtür. Ülkemizde ne yazık ki basın özgürlüğü de yok. Biz Bu referanduma gidiyoruz.   Diğer cephenin yani bu anayasal düzenlemenin doğru olduğuna inanmayan cephenin özgür olmayan bir basında kendini ifade etme, nedenlerini ortaya sunma ve vatandaşa anlatama gibi bir özgürlüğü de söz konusu değil. Biz böyle bir özgür olmayan basınla referanduma gidiyoruz.

Başkanlığı doğru bulmamamın en önemli nedenlerinden biri de ekonomik durumdur. Bir girişimci, işletmeci olarak ekonomi beni çok ilgilendiriyor. Ülkelerin gelişmişlik endeksleri var, kişi başına düşen milli gelirleri var bunlara baktığımızda başta gelen belli başlı ülkeler var. Bunlara örnek verecek olursak ilk 10’daki ülkeler olarak Norveç, İsviçre, Hollanda, İrlanda, Kanada gibi ülkeler Parlamenter demokrasiyle yönetiliyor. Bu ülkelerde gelişmişlik endeksi ve kişi başına düşen milli gelir yüksek. Fakat başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelere baktığımızda genellikle Afrika Cumhuriyeti ülkeleri, Mali, Mozambik, Nijer gibi.. Bunlar ya başkanlık ya da yarı başkanlık ile yönetilen ülkeler ve Latin Amerika Ülkelerinde olduğu gibi özellikle askeri müdahalelere açık olması sebebiyle benim için çok büyük bir etken.
Eğer ki bu sistem bizde huzur, güven, uzlaşma getirecekse tamam ama bunu getirmiyor. Ekonomik olarak Bir ilerlemiştik getirecekse onu da getirmiyor örnekleri var. Denenmiş bir şeyi tekrar denemenin bir izahı olamaz hele ki bizim gibi böyle zor bir dönemden geçen ülkede apar topar bu sistemin getiriliyor olması Türk milliyetçilerini ürkütüyor.”
 
Ülke Yararına Değil, Tek Bir Adam Yararına

Anayasa paketinde yer alan bazı kritik maddelerin altını çizen Sürücü, düzenlemenin sıkıntı yaratacağını belirterek, “Ülke yararına değil, tek bir adam yararına olduğunu biliyoruz ve onun için karşısındayız.” ifadelerini kullandı.

“Cumhurbaşkanı HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısını seçecek maddesi ile yasama ve yargıyla ilgili tüm kararlar artık  tek adamın hükmünde olacak bu hukukun yok edilmesi demek. Hukukun olmadığı ülkelerde ne gelişmişlikten ne ekonomiden bahsetmeniz mümkün olmaz.  Önce Hukukun tesisinin gerçekleşmiş olması lazım ve hukuku burada tamamı ile yok ediyoruz. Yargı tamamıyla tek şişinin eline kalıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil hele ki bizim gibi ülkelerde..

Yasamanın faaliyetlerinin yüzde seksenine yakını Cumhurbaşkanına devrediliyor maddesi var. Madem yasamanın faaliyetleri tek bir adama devrediliyorsa neden meclisteki vekillerin sayısı 600’e çıkartılıyor.  Orada eğer yasama faaliyetlerini yürütecek kişilerin faaliyetleri bu kadar azaltılıyorsa neden o kadar fazla milletvekiline ihtiyaç duyulsun ki gerek yok. Böyle anlamı olmayan ama tek bir adamı yücelten bir düzenlemeden bahsediyoruz.
Cumhurbaşkanının gerekli gördüğü hallerde kanun hükmünde kararname çıkartması maddesiyle meclis burada da yok sayılıyor. Yasama faaliyetleri tamamıyla tek bir adama teslim ediliyor. Bu da çok ürkütücü bir madde..  
Kanun tasarılarının yasalaşması ise daha önceki durumlarda yasalaşırken bir konuda bakanlıkların birbiriyle ilintisi varsa birbiriyle istişaresi oluyordu sonra da meclise geliyordu.  Bu tamamıyla tek adamın eline veriliyor ve orada buna Cumhurbaşkanının danışmanları bakıyor. Şimdi sanki bu saate kadar ülkeyi çok güzel yönetmişler, devletin yanına paralel bir devlet çıkartmamışlar gibi biz yalnızca Cumhurbaşkanı ve danışmanlarına bu önemli faaliyeti teslim ediyoruz.
Sonuç itibariyle bu söylediğim maddelerle birlikte kuvvetler ayrılığının yok edilmesi, tek adamcılık ortaya çıkıyor.  Bizim ülkemiz için kesinlikle doğru olmayan bir sistemden bahsediyoruz. Yoksa biz ülkede ekonomimizi geliştirecek, kalkınmamamızı hızlandıracak lider ülke Türkiye yapacak bir sistem düzenlemesi olacaksa karşı durmayız. Hiçbir Türk milliyetçisi bunun karşısında olmaz, olamaz da ama geldiğimiz günden beri biz bunun Ülke yararına değil tek bir adam yararına olduğunu biliyoruz ve onun için karşısındayız.”
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.