Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri- MHP'li Milletvekili Adayından Çarpıcı Açıklamalar

Başkanlık sistemini getirecek olan anayasa teklifinin meclisten geçmesinin ve referandum tarihinin  16 Nisan 2017 olarak açıklanmasının ardından siyasi partiler propaganda hazırlıklarını sürdürüyorlar. MHP Genel Merkezi referandum sürecinde "Bu ülke için yeminimiz var, vazgeçilmez'. Vatan, millet, bayrak ve Türklüğün bekası için 'Evet' diyoruz." sloganını kullanacağını açıkladı.Ancak MHP Genel Merkezinin 'Evet' kararına ülkücü camiadaki tepkiler artarak devam ediyor.Son olarak 18 Şubat Pazar günü Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezinde düzenlenen 'Türk Milliyetçileri Hayır Diyor' buluşmasında 'Hayır' diyen ülkücülerin izdihama sebep olan yoğun ilgisi dikkatlerden kaçmadı.
Haber 3 Hilal olarak ülkücü camianın önde gelen isimleri ile gerçekleştidiğimiz 'Ülkücü Hareketten Başkanlık Görüşleri' serimize referandum sürecinde de devam ediyoruz. 25.ve 26. Dönem MHP Sivas Milletvekili Adayı Oğuz Özdemir başkanlık sistemi ve referandum sürecini Haber 3 Hilal için değerlendirdi.
 Başkanlık sisteminin ülkenin geleceği ile alakası olmadığını yanlızca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geleceğini ilgilendirdiğini söyleyen Özdemir MHP Genel merkezinin tutumunu ise, "Muhalif hareketin toplamış oldukları imzaları, delegenin iradesi hiçe sayarak, birçok teşkilatının kapısına  kilit vurarak  partisine demokrasiyi getirmeyenler hangi hakla bu ülkeye demokrasiyi getireceklerini iddia edebilirler, Türkiye'nin geleceğini zapdurap altına alabilirler." sözleri ile deleştirdi.

İşte Oğuz Özdemir'in o açıklaması...

"Demokrasiye Darbe Vurma Projesidir"

"Referandum sürecinden başlayacak olursak.Biz bu sürece nasıl ve niçin geldik. Bilindiği üzere her türlü darbe ve darbe girişimi sonrası yeni anayasa konusu gündeme gelir ve son 15 Temmuz darbe girişimi sonra AKP bunu iyi kullandı ve anayasa değişikliği hamlesi başlattı. Aslında adı başkanlık olan ve daha sonra MHP Genel Başkanı sayın Bahçeli'nin süslemesiyle partili cumhurbaşkanlığı sistemine çevrilen bu sistem yanlızca bir sistem değil aynı zamanda rejim değişikliğidir. Demokrasiye darbe vurma projesidir.Türkiye Cumhuriyeti'nin özümsemiş olduğu demokrasiyi rafa kaldırarak Türkiye'yi tek adam rejimine getirme projesidir." 

"İnsanları Böldüler"

"Bugün çift başlılıktan söz edenlere bakarsanız 15 yıldır ülkeyi tek başlarına yönetiyorlar.Sayın Erdoğan'ın seçilmiş cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte bu ülke tam anlamıyla tek adam düşüncesi ve fikirleri ile yönetiliyor. Peki bu tek adam ilk seçilirken ne diyordu; yasakları kaldıracağım, yoksulluğu gidereceğim yolsuzluğu önleyeceğim diyordu. 15 yıllık sürece baktığımızda yasaklar arttı, yoksulluk arttı, yolsuzlukta arttı.Bunun yanında çözüm süreci adı altında ihanet sürecini başlattılar, hocaefendi dediler başımıza bir darbeciyi musallat ettiler, Dolmabahçe protokol imzalardılar, akil insanları piyasaya sürdüler, Habur'da Oslo'da teröristlerle görüştüler, ülkede terörü bitireceklerini söylediler, ekomomiyi geliştireceklerdi şimdi bu 15 yıllık sürece baktığımız zaman Türkiye'de ne terör bitti ne de ekonomi düze çıktı. Hal böyle olunca şimdi de 'efendim, çift başlılıktan kurtulalım, ülkede terörün kökünü kazıyalım hemde ekonomiyi düze çıkaralım' diyorlar. Sormak istiyorum bu 15 yıllık süreçte bunları yapalım dediler de önlerinde duran mı oldu. Ne istediler de bu konuda meclis destek vermedi. Daha önce bütün siyasi partiler terör ve ekonomi konusunda AKP'ye gerekli desteği verdiler. AKP bu süreçte ne yaptı. İnsanlara, medya ve iş adamlarına dayatma yaparak 'ya taraf olacaksın ya da bertaraf olacaksın' dedi. 'Kindar nesil değil,dindar nesil yetiştireceğiz' diye insanları böldüler. Öğrencilerimizi bile böldüler imam hatipliler öz evlatları oldu diğerleri üvey evlatları oldu. Tamamen ayrıştımadan geçinen bir AKP ile karşı karşıya kadık.

 "Bu Dayatmanın Amacı AKP'nin Gelecek Kaygısıdır"

"AKP geçmişte yamış oldukları yanlışların ilerde yargıya taşınmaması adına kendilerini kurtarmak içi başkanlık dayatması yapıyor. Bu dayatmanın amacı Türkiye'ye demokrasi felan getirmek değil, gelecek kaygısıdır.Aynı zamandaTürkiye'nin tamamını AKP'lileştirerek bu AKP'lileri ölene kadar Recep Tayyip Erdoğan yönetsin öldükten sonra da kendisinin atadığı varisler yönetsin zihniyetidir. Bu anayasa ile daha iyi bir demokrasi gelecek diyolar ama getirilme istenen 18 maddelik düzenlemeye baktığızda görüyoruz ki maddelerin hiçbirinde demokrasiadına herhangi bir şey mevcut değil.Eğer bir siyasi parti anayasa değişikliği ile refahı getirmek istiyorlarsa o maddelerin içinde demokrasiye ve ekonomiye ve toplumsal yaşamı düzenlemeye dair maddeler olması gerekirdi ama mevcut maddelere baktığızda çok tehlikeli ve ciddiye alınması gereken maddeler vardır. Bunlardan bir tanesi ülkenin belirli bölgelerinin yönetim şeklini belirleme yatkisini cumhurbaşkanına vermiştir.Bunun altında yaan nedeniyse eyalet sistemine zemin hazırlamaktır. İktidarın daha önce 'Eyalet sisteminden neden korkuyoruz, Osmanlı zamanında Kürdistan Lazistan eyaletleri  vardı' şeklinde söylemleri vardı şimdide başkanlık olurda eyalet olmaz mı diyerek güneydoğuya özerklik vermenin peşindeler ve bu şekilde Türkiye'nin bölünmesine vesile olacaklardır.Bu amaçlara ulaşmak için 16 Nisan'a kadar Milliyetçi Hareket Partisi'ne ihtiyaçları var. 16 Nisan'dan sonra MHP onlar için misyonunu tamamlamış olacak ve yeni yol arkadaşları yeniden HDP, PKK ve İmralı Canisi olacak. Onlara MHP bizi kandırdı başkanlık olurda eyalet olmaz mı diyerek önce imralı canisini affedip çıkaracak sonrada ona güneydoğuda özerk yönetim verecek belli bir süre sonrada bağımsızlık isteyecekler herkes istediğini alacak.Peki Türk milleti bundan ne elde edecek? Ben söyleyeyim HDP hayallerine kavuşacak Türk Milleti de Esad gibi bir diktatör elde edecek dahası ilerde başına FETÖ gibi birinin geçebileceği bir sistemi başına bela edecek."

"Partisine Demokrasiyi Getirmeyenler Hangi Hakla Bu Ülkeye Demokrasiyi Getirecekler"

"Balgat'ta kendini idare edemeyenler tavanla taban aynı düşünüyor diyorlar. Öyle birşey söz konusu değil Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi tabanın sesine kulak vermiyorlar.Sadece kendileri kurtamak AKP ile bir olup bölünmenin önünü açıyorlar.Muhalif hareketin toplamış oldukları imzaları, delegenin iradesi hiçe sayarak, birçok teşkilatının kapısına  kilit vurarak  partisine demokrasiyi getirmeyenler hangi hakla bu ülkeye demokrasiyi getireceklerini iddia edebilirler, Türkiye'nin geleceğini zapdurap altına alabilirler.Genel Merkez AKP'ye, mahkeme kararları ile zorla engellettiği ülkücü iradenin düzenlediği kongrenin diyetini ödüyorlar.Tamamen Balgat'ta ben olayım sizde başkan olun üleyi kuzu kuzu yönetelim durumu söz konusudur.Nereye kadar böyle sürecek bu iş. Burada mevzu bahis olan ülkenin geleceği değil Recep Tayyip Erdoğan'ın geleceğidir. Güneydoğu'da Türkçe isimleri kaldıranlar, dağlardan taşlardan 'Ne mutlu Türk'üm diyene' sözünü sildirenler şimdilerde bozkurt işareti yapmaya başladılar. Kusura bakmasınlar  ülkücü Türk milliyetçileri bu oyna gelmeyecektir."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.